6 Kasım 2008 Perşembe
Aferin
5 Kasım 2008 Çarşamba
12 - Gökhan Tokgöz

Forma numaralarının ülkemizde serbest bırakıldığı 2000-01 sezonuydu sanırım.Bir Beşiktaş-Y.Yozgat maçında "Kim lan bu 99 numara? Yozgat Vitor Baia'yı mı transfer etti .mına kiii?" diye arkadaşlara sorduğumu hatırlıyorum.Gökhan Tokgöz ismini ilk kez o maçta duymuştum.
Futbolcu bir babanın oğlu olarak 13 yaşında Merzifon'da futbola başlamış.17 yaşında Boluspor'a geçmiş.2.Ligde Boluspor ile aynı grupta bulunan Y.Yozgat'ın dikkatini çekmiş ve transfer edilmiş.
Yozgat'ın Süper Lig'e yükselmesi ile Gökhan'da kademe atlayıp ve henüz 20 yaşında iken ilk kez Süper Lig'e yükselen bir takımın 1.kalecisi olmuştu. Yozgat'ta ilk senesinde çok başarılıydı.Bu başarısı ile Ümit Milli takımın kalesi ona emanet edilmişti.2 Sezon boyunca Ümit Milli takıma sürekli çağırılan Gökhan artık yavaş yavaş A Milli takıma da çağırılıyordu.Fakat Rüştü'nün o dönemdeki üstün formu,Ömer Çatkıç'ın da vazgeçilmeyen 2.kaleci durumunda bulunması Gökhan'ı geri itti.Nitekim 19 kez U21 milli olduktan sonra bir kez dahi A milli olamadı.
Derken Yimpaş Yozgatspor küme düştü ve Gökhan klüp değiştirmek zorunda kaldı.Gençlerbirliği onu kadrosuna dahil etti ve klüp kariyerinde en büyük başarıları Ersun Yanal yönetimindeki Gençlerbirliği'nde elde etti.
Denizlispor'da başarılı olan Ersun Yanal,kadrosunun neredeyse tamamını Gençlerbirliği'ne taşımıştı o sezon.Deniz Barış,Mbayo,El Saka,Youla,Ali Tandoğan,Mustafa Özkan,Veysel Cihan gibi futbolcularla aynı kadroda bulunan Gökhan,takımının lig 3.sü olarak UEFA kupasına gitmesine büyük katkıda bulundu.Fakat sezon başı geçirdiği sakatlık belki de kariyerinde dönüm noktası oldu.Yaklaşık 4 ay futbol oynayamayan Gökhan kaleyi Damir Botonjic'e kaptırdı.Onun yokluğunda takımı UEFA Kupasında Blackburn,Parma ve Sporting Lisbon gibi ekipleri elerken Gökhan maçları evinden seyretmek zorunda kalmıştı.Botonjic'in o sezon ki başarısı ile Gökhan bir anda 2.kaleci durumuna düştü.1 sezonu boş geçiren Gökhan 3 kez seçildiği A2 Milli takıma da veda etmişti.
4 sezon Gençlerbirliği'nde zaman zaman ilk 11'de oynadı zaman zaman yedek kaldı.Bu süre zarfında "genç ve yetenekli kaleci" kimliğini kaybetti.Sakatlıkların ve süreksizliğin bunda etkisi büyük oldu bence.2 iyi geçen maçın üstüne 3.maçta hatalı yenen goller,gereksiz kartlar ve sakatlıklar Gökhan'ı etkiledi.2006 Nisan ayında Galatasaray ile yapılan maçta penaltı atışı kullanacak olan rakip oyuncu Necati'ye eli ile köşe gösterip aksi köşeye atlaması ise gözden düşüşünü tamamlayan hareket oldu."Aramızda bi şakaydı o,ben o hareketi Necati'yi şaşırtmak için yaptım" dese de başta Fenerbahçeliler olmak üzere futbol camiasından büyük tepki aldı.
2007-08 sezonunun ortasında bir diğer Ankaraspor'a geçen Gökhan ilk sezonunda sık sık forma şansı bulsa da sezonun sonlarında doğru kaleyi Slovak Senecky'e kaptırdı.
2008-09 sezonu Gökhan için çok zor başladı.Kendisi ile aynı jenerasyondan Ramazan Kurşunlu ve genç Evren Özyiğit'in de takıma katılışı ile Gökhan ilk 18'e girmekte dahi zorlanmaya başladı.Nitekim bu sezon sadece 2 maçta ilk 18'e dahil oldu.
Ankaraspor'daki bu konumu ile artık Süper Lig kaleciliğine veda edecek gibi duran Gökhan,kuvvetle muhtemel sezon sonunda yahut devre arasında klübünü değiştirecek.Gençliğinde dinamik,dengeli,heyecanlı görünen Gökhan git gide "Şenol Karagöl" tarzı bi kaleciliğe büründü.Aslında yaşı gayet müsait.30 yaşında,başka bir klüpte,sürekli ilk 11'de başlayarak kaleciliğinin son dönemlerini güzel geçirebilir.
4 Kasım 2008 Salı
12 - Onur Recep Kıvrak
Aslında Tony Sylva'nın lisans sorununun çözümü ile an itibari ile Trabzonspor'un 12 numarası milli takımında 3.kalecisi durumundaki Tolga Zengin.Fakat Tolga bi kaç gün önce evinde bi kaza geçirip sol elini kırdı.6 hafta futbol oynayamayacak.Zaten bu dizide amaç daha arka planda kalmış kalecileri incelemek.1988 doğumlu Onur'u 12 olarak incelemek daha cazip geldi açıkçası.Neyse uzatmayalım.
Onur'u ilk kez Galatasaray'ın Karşıyaka ile yaptığı hazırlık maçında seyretmiştim.Sanırım Rıdvan Dilmen'in KSK'yı gençleştirme hareketine tabi tuttuğu o sezonda A takıma çıkarılmış ve kaleye geçirilmişti.O maçta pek göze batmamıştı.Zaten genç olduğunu anlamadık bile.Zira fiziği (1,89 mt.) ve top sakalı ile bildiğin 27-28 yaşında futbolcu gibi duruyordu.Halbuki 1988 doğumluymuş,sonradan öğrendik.Neyse.
KSK'nın 1.kalecisi durumuna gelen Onur aynı sezon U19 Milli takımından terfi edip Ümit Milli takımın da 1 numarası oldu.2008 sezonu ortalarında iyice dikkat çekmeye başladı.Yine Rıdvan Dilmen'in çabaları devre arası transfer döneminde ile Fenerbahçe'ye kazandırılmak istendi ama o kendisini isteyen bi diğer büyük klüp Trabzonspor'a transfer oldu.Aslında 88 doğumlu bir kaleci için Trabzonspor o dönem için uygun değildi.Zira Jefferson,Tolga Zengin ve Ahmet Şahin gibi 3 kalecinin arkasında kalacaktı.Fakat Jefferson'un müzmin formsuzluğu,Tolga'nın sakatlıkları ile sezonun sonlarına doğru Ahmet Şahin'in arkasında 2.kaleci konumuna geldi Onur.
Trabzonspor'un alışılagelmiş bi şekilde son 4-5 haftaya umutsuz girdiği bir sezonda,Trabzon taraftarı için önem arz eden Fenerbahçe maçında ilk 11'de sahaya çıktı.Belki de en çok dikkat çektiği maç bu maçtı.Deivid,Semih ve Alex'e geçit vermeyen Onur takımının galip gelişinde büyük rol oynamıştı.
Tam kendisini "Gelecek vaad eden kalecilerimiz" listesine yazacakken sezon bitti.Bir kaç maç daha fazla oynayıp Fenerbahçe maçındaki formunu sürdürse adını çok daha sık duyurabilirdi.Ama olmadı.Sezonun bitişi ile Trabzonspor,kalecilerinde temizlik hareketine girişti.Önce Jefferson satılığa çıkarıldı,daha sonra Ahmet Şahin Manisaspor'a verildi.2 kalecisi kalan Trabzonspor'da kaleci transferi kaçınılmaz oldu ve "çok" yoğun çabalar sonucu Tony Sylva takıma dahil edildi.
Sylva'nın lisansı ile ilgili problemlerin sürdüğü dönemde Tolga Zengin'in arkasında bekleyen isimdi.Aslında kötü maçlar çıkaran Tolga'nın yerine en azından 1-2 lig maçında forma şansı bulabilirdi.Ama Ersun Yanal Onur'a sadece Fortis Türkiye Kupası'nda Karabükspor maçında şans tanıdı.
Ümit Milli takımda ise hem Ümit Davala'nın hemde Hami Mandıralı-Abdullah Ercan ikilisinin vazgeçilmez ismi oldu.U21 Avrupa Şampiyonası elemelerinin tüm maçlarında ilk 11'de sahaya sürüldü.Başarılı maçlar çıkardı.Fakat Belarus gibi zayıf bir ekibe elenmemize engel olamadı.
Daha çok çizgi kalecisi görünümde bi stili var.Cepheden başarlı.Ama pek atletik değil gördüğüm kadarı ile.Yine de bu haliyle dahi Süper Lig'in orta sıra takımlarından herhangi birinde 1 numara olacak kalitede.Tolga'nın sakatlığı ve Sylva'nın uyum dönemi içerisinde takımında kendine yer bulabilir.Bulamazsa da en büyük dileğim bi klübe kiralık olarak verilmesi ve oynar durumda bulundurulmasıdır.
12
"Kaleci kalesini terk ettiiii...."
3 Kasım 2008 Pazartesi
Asker oluyorum lan!
19 Ekim 2008 Pazar
Aaa ne acaip futbolcu - Novakovic
Saçları da Daum'un gençliği misali.2008 model bi forvetten çok 88 model bi sağ beke benziyor Novakovic.
14 Ekim 2008 Salı
İşgüzar herifler!
Nostalji Olayı (1) - Şanver Göymen

Eski kalecimiz oluşunun bu yazıyı yazmamla alakası yok,öncelikle bunu şeyettiriyim.Hem olsa ne olur ulan! Blog benim değil mi arkadaşım.Neyse..Şanver,kendisini canlı seyretme fırsatı da bulduğum,90lı yılların futbol fenomenlerinden biriydi.Futbolu 90lı yıllarda,hemde Türkiye ligini seyrederek öğrenen her şahsiyetin zihninde yer edinmiş bir isimdir eminim.
Futbol'a Samsunspor alt yapısında başlamış Şanver.Hatta Samsunspor kafilesinin 20 Ocak 1989'da Malatya deplasmanına giderken geçirdiği kazada da Samsunspor'un yedek kalecisi olarak bulunmuş.Kazayı yaralı olarak atlatmış. 1990'da Merzifonspor'da profesyonel olmuş.93'te transfer olduğu Altay'da ilk 1-2 sezon oynadığı iyi futbolla ilgi çekmiş.Zaten o 1-2 sezon Şanver'in kaleciye benzediği dönemlere tekabül ediyor.Zira kendisi Altay'da oynadığı her iyi maçtan sonra "Bende iyi kaleciyim,beni neden almıyorlar milli takıma" şeklinde dönemin teknik direktörü Fatih Terim'e seslenmekte idi.Güç bela katıldığımız Euro 96 kadrosunda Engin ve Rüştü'nün arkasında 3. kaleci olarak yer bulmuştu.Bir de maça çıkabilseydi,zirveye ulaştığını düşünüp futbolu bırakırdı heralde.
Euro 96 dönüşü Şanver'in rehavete kapıldığı dönem oldu sanırım.Halbuki hepi topu 6 kez milli oldu.(ki bu 6 maçın 6'sıda özel maçlardır).O dönemden sonra ne Altay'da gün yüzü gördü,gösterdi nede milli takıma çağırıldı Şanver.
1996-97 sezonunda Altay,Galatasaray'dan 8,İstanbulspor'dan ve Fenerbahçe'den 5,Beşiktaş'tan 4,Vanspor'dan 3 yerken kalede hep Şanver vardı.O sezon ki yoğun çabaya rağmen Altay'ı küme düşürme başarısını gösterememiş,gol yemedeki meziyetini 1997-98 sezonunda da geliştirip,Galatasaray'dan 2 maçta toplam 11 gol yemiştir.Hatta yakın arkadaşı olan Hakan Şükür'ün Süper Lig kariyerinde 14 golle en çok gol attığı kaleci de Şanver'dir.
1998-99 sezonunun ilk maçlarında yine aynı formu gösteren Şanver Trabzon ve Galatasaray yenilgilerinden sonra efsaneleştiği Altay'dan Lig B'ye o zamanın Kombassan'ı şimdinin Konyaspor'una kiralandı.1 sezon Kombassan'ı da meşgul eden Şanver,Dardanelsporlu yöneticilerimizin müthiş transfer politikası neticesinde,32 yaşında gol yeme rekorları kırmış iken transfer edildi.Aslında yöneticilerimiz burada "Ulan şimdi Engin İpekoğlu'ndan sonra öyle bi adam bulalım ki seri devam etsin,taraftar iyi bi oyuncu aldık sansın" diye düşünüp Şanver'i transfer etmiş olabilirler.
Aslında bizde fena da oynamadı Şanver. Hatta bir Aydınspor maçı vardır ki Şanver 3 penaltı birden kurtararak hem tarihe geçmiş hemde galibiyeti getiren isim olmuştur.Gollerimizi de Mehmet Zengin ve Emir atmıştı.
Zaman zaman takım kaptanlığını da üstlendi.O sezon Dardanelspor kadrosunda Şanver ile birlikte Tolga Seyhan,Okan Koç,Ufuk Ateş,Mehmet Yılmaz,Serkan Rençber,Bekir Gür gibi çok yetenekli futbolcular olmasına rağmen Fuat Yaman'ın beceriksizliği yüzünden çıkamamıştık Süper Lig'e.
2000-01 sezonunda Dardanelspor çok köklü bi gençleşme hareketine girip tüm yıldızlarını Süper Lig ekiplerine satarken Şanver ile sözleşme yenilenmedi.Yarım sezon futbol oynamayan Şanver devre arası transfer döneminde mütemadiyen düşüşüne devam edip 3.lig takımlarından Manisaspor'un yolunu tutttu.O sezon Şanver'in son sezonu oldu ve 34 yaşında futbolu bıraktı.
Antrenör olarak Aydın ve Altay'da çalıştı.Şimdilerde ise Nevşehir'de amatör bir futbol takımı çalıştırıyor.
Yediği goller sonrası "Topu bir havada bir kalede gördüm" açıklaması zihinlerde yer etmiştir.Ayrıca kendisi Hagi'den gol yemenin dahi ayrı bir zevk olduğu yönünde açıklamalar yapmıştır.(yapmış valla,ben duymadım).Yediği absürt gollerin yanı sıra bir maçta 3 penaltı kurtarması da takdire şayandır.
Yazın uzun,kışın kısa giyinmesi,her daim uzun sakalları,şekil açısından kendisini Peruzzi yada Pagliuca'ya benzetme çabası da gözümüze çarpmıştır hep.Adı Hasan Hüseyin Mustafa falan olsa akıllarda kalmazdı belki ama Şanver ismi sık rastlanan bir isim olmadığından herkezin ağzına sakız olmuştu o dönem.Yaptığı kalecilik,yediği goller,söylemleri vs vs ile de iyice akıllarda yer edinmişti.
Ne kaleciydi be!
13 Ekim 2008 Pazartesi
Nostalji olayı
12 Ekim 2008 Pazar
Demedi demeyin
11 Ekim 2008 Cumartesi
89 - Коллер
Jan Koller geçtiğimiz sezon sonu Bundesliga'dan düşen Nürnberg'den ayrılıp Rus liginin orta sıra takımlarından Sovetov'a gitmişti.Aslında Birmingham,Bari gibi Avrupa'nın 2.sınıf takımları ile ülkemizden Bursa ve Kayseri'de Koller'i almak istemişti.Ama o en yüksek parayı (1,8 milyon Euro) alabileceği klübü seçti."Türkiye'ye gelse ne güzel olurdu" diye iç geçirmedik değil.Lige renk katacağı aşikardı.Ama olmadı.
Koller Sovetov'a kolay uyum sağladı.Son 4 haftada 4 gol attı.11 maçta forma giydi.Lig bitene kadar bu rakamı arttırması ve takımını UEFA kupasına taşıması muhtemeldir.Aslında milli takımı bırakmasa bile olurmuş.Bana göre 30 yaşında iken Borussia Dortmund'da nasıl oynuyorsa hala aynı düzeyde oynuyor.Yaşının ilerlemesi ile tek eksilme agresyonun artması olmuş. Eskiden sezonu 1-2 sarı kartla kapatan Koller 11 maçta 3 sarı kart görmüş.E yaşlılık tabi.Olur o kadar.
Takip edilmesi diğer liglere göre daha zor olan bi lig Rusya ligi.Ama son yıllarda ülkemizden Rusya'ya giden futbolcuların fazla oluşu nedeni ile basında sık sık Rus ligi ile ilgili haberler maç özetleri vs seyredebiliyoruz.Koller'den dolayı da ayrı bi ilgim var Rus ligine.Oynanan futbol da çok can sıkıcı kalitesiz değil.Zaman zaman zevkli maçlar oynanıyor.Neyse,Rus ligi ile ilgili görüşleri başka bi yazıda şeyettiririz.
Monaco'nun son keli; Stéphane Ruffier
Monaco kalesine geçmenin ön şartı mıdır nedir bilemiyorum ama Monaco kalesinde gördüğüm son 4 kalecinin 3'ü keldi.Fenomen Barthez,Barthez'in veliahtı olarak gösterilen ama sonra kaybolup giden Porato ve şimdi yeni nesil kel Ruffier sıra ile Monaco kalesini korudular.
1986 doğumlu 184 cm boyunda ve 74 kg.Yani ölçüt olarak da Barthez ve Porato'ya oldukça benziyor.Ayrıca Barthez'in de kullandığı 16 numaralı formayı kullanıyor.
Monaco alt yapısından yetişen genç kaleci 2005'de Bayonne'e kiralanmış ve orada profesyonel olmuş. 2007 yılında Monaco'ya geri dönmüş.Tecrübeli İtalyan kaleci Flavio Roma'nın sakatlanması ile kaleye geçen Ruffier kendisine verilen şansı şu ana kadar iyi değerlendirdi.Ligde 7 maçın tamamında oynadı.An itibari ile Lyon'un genç yeteneği Hugo Lloris ile Fransa U21 milli takım kalesini paylaşıyor.Gelecekte bu ikiliyi Fransa milli takımı kalesinde görmemiz olası.
Ruffier'in Barthez'in hem klüp seviyesinde hemde milli takımda elde ettiği başarıları yakalaması tabi ki zor.Ama gelecekte Fransa milli takımının kalesini koruyacak yeteneğe sahip.Ayrıca şu anki formunu korur ise Monaco'da uzun süre durmayıp,büyük klüplere uçacağı aşikar.

