25 Aralık 2008 Perşembe

Zigic yeniden Racing'de


Tükenmekte olan pivot santrafor neslinin son üyelerinden Zigic.Kızılyıldız'da geçirdiği 3 başarılı sezonun ardından büyük bir takıma transferine kesin gözü ile bakılan dev santrafor,çok da büyük olmayan bir miktarla orta halli bir İspanyol takımı Racing'e transfer olmuştu.Orda da başarılı olup asıl büyük transferini Valenica'ya giderek gerçekleştirmişti.Fakat bir türlü süreklilik sağlayamadı.Villa-Morientes ikilisinin gölgesinde kaldı.

Adı Türk takımları ile de sürekli anılan Zigic devre arası transfer döneminin ilk günlerinde Racing'e kiralık olarak geri döndü.Bu transferin kiralık olarak gerçekleşmesinin nedeniyse İspanya Futbol Federasyonu'nun uygulamakta olduğu transfer kuralı. Kurala göre; La Liga'da bir kulüpte forma giyen bir oyuncu kulübünden beş ve üzeri sayıda maça çıktıysa, sezon ortası başka bir La Liga kulübüne transfer olamıyor.Muhtemelen sezon sonu Zigic ya Racing'de kalacak yada başka bir klübe satılacak.

Unai Emery'nin Hildebrand'tan sonra takımdan yolladığı 2.önemli futbolcu da Zigic oldu.Bakalım Valencia bu 2 futbolcunun yerine transfer yapacak mı.

24 Aralık 2008 Çarşamba

Gitti Peric geldi Isailovic


İsimlere bakınca 2 vatandaş kaleci gidip gelmiş gibi ama Peric Şilili bi kaleci arkadaşımızdı.Kokainman olduğu söylentileri,enteresan tavırları,örümcek adam şekilleri vs. ile ilgi çeken bi kaleciydi.Pek başarılı olduğu söylenemez.Zira geçen sezon devre arası geldiği gibi 5 maçta 10 gol yemişti.Kupa finalinde de 11 penaltı golü yiyerek zihinlerimize kazımıştı ismini.

Sezon başı gönderilmesi muhtemel isimlerdendi fakat Cavcav onu göndermedi.Belki de güzel bir fiyata satma düşüncesi vardı Peric'i ama ligin ilk yarısı bitmeden idmanda sakatlandı.Tendonu koptu ve ameliyat olması gerektiği söylendi.Cavcav kendisine yakışır bir şekilde Peric'in sözleşmesini derhal feshetti.Başarısız olmuş olsa bile bir futbocu sepetlenir gibi yollanmamalıydı takımdan.



Peric'in yokluğunda kaleye geçen Recep Öztürk'de başarısız olunca devre arası transfer döneminde kaleci almak şart olmuştu.Sırbistan liginde alt sıralarda yer alan FK Cukaricki takımın kalecisi Isailovic ile 2,5 yıllık sözleşme imzaladı Gençlerbirliği.28 yaşında,düşük kaliteli bir ligde kümede kalma mücadelesi veren bir takımın kalecisi için yapılabilecek en iyi transfer olmuş.Ama Gençlerbirliği için nasıl bir transfer olacak onu da ikinci yarı başlayınca göreceğiz.

Kameni


Volkan'ın Kiev maçında yediği gol bardağı taşıran son damla olmuş sanırım Fenerbahçe yerli kaleci geleneğini bozup uzun vadede kaleyi koruyabilecek bi kaleci arayışına girişmiş.Tabi ki devre arası transfer dönemi için değil,gelecek sezon için.

Espanyol ile sözleşmesi sezon sonu bitecek olan Idriss Kameni 1 numara için düşünülen ilk adaymış.Çok genç yaşta La Liga gibi üst düzey bi ligde başarılı olmuş bi kalecinin ülkemize gelip oynaması sevindirici olur tabi.Ama Volkan ne olacak? 3 sezon boyunca kalede ilk tercih olan Volkan yedek Fenerbahçe'de yedek kalmayı kabul edecek mi? Daha da önemlisi milli takım kalesi ne olacak.Ben mi geçicem kaleye,nedir?

23 Aralık 2008 Salı

Mecburi İstikamet - Koller

Bayern Münih maçı.Lehmann kırmızı kartla oyun dışında.Sammer'in değişiklik hakkı bitmiş.Kaleye kim geçer?



Tabi ki o geçti.

Lehmann'ın 2 gol yediği maçta o gol yemedi.


Ve görev başarıyla tamamlandı.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Nostalji Olayı (2) - Gintaras Stauce

Hayrettin'in adının "kova kaleci" sıfatı olmadan anılmadığı dönemdi,hatırlıyorum.Hayrettin formsuz,Nezihi klübe kölesi Ahmet yeteneksizin önde gideniydi.İyi hatırlıyorum.

Saftig mi istedi yoksa Galatasaray'ın o zamanların yeni yetme şube sorumlusu Adnan Sezgin mi buldu getirdi bilemiyorum.İsmini Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde eşleştiği Moskova maçlarından hatırlıyorduk hayal meyal.Şampiyonlar Ligi'nde ilk golü atan Cihat'tan golü yiyen kaleciydi o.Litvanyalı Stauce.

Hayrettin'den,Engin'den,Zafer'den ve bilumum Türk kalecilerden alıştığımız kısa-kalın kaleci modelinin aksine uzun-ince bi modeli vardı Stauce'nin.Kışın kati suretle şort giymezdi,eldivenleri uhlsport olurdu hep.Ayrıca bir kaleci için fazla sarışındı.Bunlar saçma detaylar tabi,Galatasaray'da bulunduğu 1 yıl süresince 27 maçta forma giydi Stauce.Şampiyonlar Liginde Barcelona maçında yaptığı kurtarışlar ve Türkiye Kupasında Fenerbahçe maçında çıkardığı penaltılar ile hatırlanır hep.Fenerbahçe maçından sonra Galatasaraylılar arasında "Tamamdır bu adam seneye de oynar kalede" şeklinde bir kanıya varılmıştı.Gelgelelim Souness istememişti Stauce'yi.(Gerçi yerine transfer edilen Friedel'in da kaderi Stauce'den farklı olmamıştı)

Galatasaray'dan ayrılan Stauce önce Karşıyaka'ya sonra Sarıyer'e gitti.Bu klüplerde de aynı çizgide seyreden performansı ile takdir topladı.Özellikle Karşıyakalılar Stauce'den gayet memnundu.

Türkiye'de ayrılma vakti geldiğinde Stauce 28 yaşında tecrübeli bir kaleci olmuştu.Kendisine sabır gösterilse belki de Galatasaray forması ile yaşayacaklarını Almanya'da Duisburg ile yaşadı.4 sezon oynadığı Duisburg'da Almanya'da Yılın Kalecisi ünvanını elde etti.Kariyerinin zirve yaptığı Duisburg'dan ayrıldıktan sonra Yunanistan'a geçip artık emekliliğini beklemeye başlamıştı.Son olarak 2005 yılında ülkesinde Jürmala'da oynayarak futbolu bıraktı.Futbola başladığı yere yani Spartak Moskova'ya kaleci antrenörü olarak dönmesi uzun sürmedi.Halen bu takımda kaleci antrenörü olarak görev yapmakta.

Aslında Galatasaray yabancı kaleci transferlerinde hep hedefi bulmuştur.Simovic,Taffarel,Mondragon Galatasaray forması ile başarılar kazanmış yabancı kaleciler olarak ilk akla gelenler.Ama oynadığı dönemdeki formuna bakılır ise Stauce'de bu isimlerin arasına konmalıdır bence.Kendisine şans tanınsa idi belki de Hayrettin,Osman ve Volkan Kilimci gibi fiyaskoları hiç izlemeyecekti Galatasaraylılar.Yazık oldu Stauce'ye.

Eve dön Timo!



Aslında biz bu filmi Rüştü ile Barça'da seyretmiştik.Rüştü de Hildebrand gibi kariyerinin zirvesinde idi.Dünya Kupasındaki başarısının ardından Fenerbahçe'den ayrılıp Laporta'nın transfer şovuna malzeme olmuştu.Yediği hatalı gollerden sonra Rijkaard ona "Seni oynatmayı düşünmüyorum" diyip kaleye genç Valdes'i geçirivermişti.Hatta Valdes sakatlandığında bile Rüştü'ye forma şansı vermemiş kaleye 3.kaleci Jorquera'yı geçirmişti.

Hildebrand'da buna benzer bir talihsizlik yaşadı.Stuttgart ile Bundesliga şampiyonu olduktan sonra biten sözleşmesini uzatmayıp Valencia'ya geçti.Halbuki futbolu bırakmakta olan Kahn'ın yerine transfer edilebilecek en iyi kaleci o sıralar Hildebrand'dı.Fakat o lig değiştirmeyi seçti ve İspanya'ya gitti.Canizares ve Mora ile kaleyi paylaşmak zorunda kaldı,zira Koeaman bir türlü istikrar sağlayamamış ve faturayı önce Canizares'e sonra Hildebrand'a kesmişti.

Koeman'ın kovulması ile yeni sezonda daha sık forma giyecek ve Lehmann ve Kahn'dan sonra Alman Milli Takımının 1 numarası olacak diye beklerken Unai Emery Internacional'den Renan adında 85 doğumlu bir kaleciyi kaleye geçirdi.2007-08 sezonundan sonra 2008-09 sezonu da Hildebrand için Valencia'da pek iyi geçmeyecek gibi görünüyordu.Zira tüm La Liga maçlarında kaleyi Renan korumuştu.

Tam da Almanya'da "milli takım kalesine kim geçsin? Adler mi Enke mi? Neuer mi?" şeklinde belirsizlik varken bu üçünden de daha yetenekli ve daha tecrübeli olan Hildebrand Bundesliga'ya geri döndü.Hoffenheim ile ligin ikinci yarısı için anlaştı.Bundesliga'ya Türk asıllı kalecisi Ramazan Özcan ile çıkan Hoffenheim'da antrenör Rangnick Freiburg'a 3-1 yenildikleri maçtan sonra Ramazan'ı eleştirmiş ve kaleyi ondan alıp kaleyi Daniel Haas'a geri vermişti.

Ne Haas ne de Ramazan Bundesliga'da şampiyonluğa gidecek bir takımın kalecisi kalitesinde değiller.Hoffenheim Hildebrand'ı alarak güz şampiyonluğunu sezon şampiyonluğuna taşımak adına iyi bir hamle yaptı.

Löw'de bu transferden mutludur,eminim.Zira Kahn ve Lehmann gibi 2 uluslararası tecrübeli kaleciden sonra Bundesliga dışında pek oynamamış Neuer ve Adler gibi 2 tecrübesiz genç kaleciye kalmıştı Almanya kalesi.Hildebrand Dünya Kupası elemelerinde 1 numara olmak için çok fazla beklemeyecek sanırım.

16 Aralık 2008 Salı

12 - Volkan Ünlü

Almanya'da yetişip parlayan,ünlenen,Bundesliga'da kalsa belkide takımın değişilmezi olacak durumda iken Türkiye'ye transfer olan ve mütemadiyen düşüşe geçen futbolcularımızdan biri Volkan Ünlü.

Futbol eğitimine henüz 5 yaşında başlayan ve Schalke'de Lehmann'ın arkasında pişen Volkan 2002-03 sezonunda Schalke'de ilk 18'e girmeye başlamıştı.Ümit Milli takım kalesine de geçen Volkan 2004-05 sezonunda Frank Rost'un yokluğunda 4 maçta kaleye geçmeyi başarmıştı.Gelecek vaad eden 22 yaşında bir kaleci olarak 1-2 sezonu klübü Schalke'de geçirip 1.kaleci olabilecekken,o dönemin "futbolcu öğütücüsü" klübü Beşiktaş ile anlaştı.Fakat o sıralar önünde Cordoba gibi önemli ve takımın değişilmezi,ve Murat Şahin gibi ligin tecrübelisi 2 kaleci vardı.3.kaleci olması çok bariz iken Beşiktaş'la anlaşma imzaladı ve kariyerinin belki de seyrini değiştirdi.

1 sezon boyunca 1 maçta dahi forma giyemedi Volkan.

2006-07 sezonu başlarken Cordoba'nın yerine Runje'nin gelmesi ile Volkan'nın 11 hayalleri yine suya düşmüş ve sürekli yedek kalışı ile alakalı yaptığı açıklamalar sonucunda yöntetim sözleşmesini feshetmişti.Milli takım kalesine aday yetenekli bir kaleci iken 1 sezon boyunca resmi maç oynamamış ve sezon başında klüpsüz kalmış bir kaleci durumuna düşmüştü.

Ligin başlamasından kısa bir süre sonra Çaykur Rizespor ile anlaştı.Fakat burada da kaderi Beşiktaş'takinden farklı olmadı.2006-07 sezonunda sadece Denizlispor maçında forma giyebildi.

Geçtiğimiz sezonun başında Sivasspor Petkovic'in sakatlanması ile kaleci transferi yapmak zorunda kaldı.Ayrıca Intertoto kupasında da mücadele edecek ekipte Akın'dan başka ligi ve UEFA maçlarını kaldıracak düzeyde bir kaleci gerekti.Bülent Uygun Volkan'a güvendi ve onu transfer etti.

Intertoto maçları ile yeniden kaleye geçebilmişti.Aslında sezon başlarken kiralanacaklar listesinin başında geliyordu Volkan.Ama Akın'ın da sakatlanması ile kale ona kalmıştı.Braga maçına kadar sorunsuz bir şekilde oynadı.Fakat Braga maçında Mousies'in yaklaşık 60 metreden attığı şut ile yediği o talihsiz gol kariyerini dibe vurdurmuştu.Önünde seken top zamanlama hatası ile birleşince ortaya inanılmaz bir görüntü çıkmıştı.Sivas'ın tur şansı,golü atan futbolcunun kurnazlığı vs. değil Volkan'ın maç devam ederken hüngür hüngür ağlayışı konuşulmuştu.Sivasspor taraftarının da Volkan'a tepki göstermek yerine onu desteklemesi takdire şayandı.Onu da belirtelim.

Braga maçından bu yana forma yüzü göremedi.Hiç bir resmi maç kadrosuna alınmadı.Kuvvetle muhtemeldir ki devre arası transfer döneminde Bundesliga 2 yahut Bank Asya 1.Lig takımlarından birine transfer olacaktır.Kariyerine burada değil de Almanya'da devam etmiş olsa idi çok farklı yerlerde olabilirdi.Ama yaşı genç,26 yaşında henüz.Kalecilik yetenekleri tartışılabilir.Zira 3 resmi maçını üst üste seyretmek mümkün olmadı.Fakat gördüğüm kadarı ile klübeye mahkum edilecek bir kaleci değil.En azından aldığı kalecilik eğitimi bile sıradan bir süper lig takımında 1 numara olmasına yeterlidir.Fiziksel olarak da klasik "atletik alman kalecisi" görüntüsünde.Sürekli oynayabileceği bi klüp bulması kariyerinin devamı açısından çok önemli.

13 Kasım 2008 Perşembe

Doni vs. Carrizo


Büyük derbi yaklaştı.16 Kasım Pazar 21.30'da Olimpico'da.Hatta NtvSpor canlı yayınlayacak maçı.Aslında kalecileri maçtan sonra değerlendiricektim ama maç öncesinde hafiften bi inceleme tadında yazalım istedim.Maçtan sonra da ayrıca yazarız durumları.

Kalecileri incelemeden önnce aklıma ilk gelen şeyi yazmalıyım.Kalecileri ile meşhur İtalya'nın başkentinin 2 takımının kalesinde,kalecileri pek de kayda değer kalitede olmayan 2 ülkenin kalecileri var.Brezilya ve Arjantin.Çok tuhaf.Özellikle AS Roma'da 3 kalecinin de Brezilyalı oluşu enteresan.Lazio'da da kalecilerin durumu farksız.3.kaleci Berni dışındaki kalecilerİtalyan vatandaşı değil.

Neyse kalecilerin milliyetini geçelim.Derbiye gelelim.

Takımının bulunduğu durum itibari ile Doni daha başarısız bir sezon geçiriyor gibi görünebilir.Ama Carrizo'da da durum pek iç açıcı değil aslında.Lazio sezona iyi başlamış olsa da Carrizo vasat başladı bence.Milan ve Bologna maçlarında takımın iyi oyununa rağmen kötü oynayıp hatalı goller yiyerek puan kaybına sebebiyet verdi.Özellikle Milan maçında kaleye gelen her şutu içeri aldı.Yorgunluk,sakatlık gibi bahaneleri de yok üstelik.Haftada tek maç oynuyor.Yine de Lazio için yeterli.Peruzzi'den sonra Muslera ve Ballotta gibi kalecilerin 1.kaleci olduğunu düşünürsek Carrizo'ya da şükretmek gerekiyor.

Derbide Carrizo'ya iş düşmeyecek muhtemelen.Zira AS Roma hem az hücumcu ile oynuyor hemde gol getirecek hücumlar geliştirmekte zorlanıyor.Ayrıca Lazio savunması da bu sezon oldukça başarılı.Carrizo biraz fazla konsantre olarak oynarsa sorunsuz bir maç çıkarır.

Doni şanssız bir sezon geçiriyor.İlk 2 sezonunda gayet başarılıydı.Aslında zaman zaman kötü maçlar çıkardı ama takımının formu bu hatalarını örttü.Bu sezon ise durum farklı.Hem AS Roma hem Doni kötü.Takımlar bu tarz dönemlerden geçerken kalecileri ön plana çıkarlar hep.Ya takımı ayakta tutuşları ile ya da yedikleri kötü gollerle.Doni ikisine de uymuyor an itibari ile.Sezonun gidişatına göre sonlara doğru Doni'nin de akibeti belli olur bence.

Derbide Doni'ye büyük iş düşüyor,malumunuz Lazio hücumcuları son 4-5 sezondur hiç bu kadar etkili olmamıştı.Pandev-Zarate ikilisine sakatlıktan dönen Rocchi'nin de iyi uyum sağlaması ile Lazio daha korkutucu şekilde hücum eder oldu.Doni eğer geçen sezon son saniyede Behrami'nin golü ile 3-2 kaybettikleri maçın son dakikalarındaki gibi konsantrasyonunu kaybederse yine mağlubiyetin sorumlularından biri olabilir.

Bu maç için daha fazla çaba sarfedecek olan kaleci Doni gibi görünüyor.Ama AS Roma beklenenin aksine daha iyi oyun kurup fazla pozisyona girerse roller değişebilir.İzleyip görücez.

9 Kasım 2008 Pazar

Derbi Kalecileri



Evet zevksiz,pozisyonsuz,kalitesiz bi derbiyi daha geride bırakmış bulunmaktayız canlarım.Tarafsız bi gözle seyretmekten ileri geliyor olmalı ki gram tat alamıyorum artık Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinden.Neyse bu konudaki serzenişleri şikayetleri daha sonra yazarız.Kalecilere gelelim.


Volkan Demirel

Eskişehir ve Arsenal maçlarındaki formu ile takdirimizi almıştı,bi alt yazıda görebilirsiniz.Yine formdaydı.Çok erken yedi golü,konsantrasyonu dağılabilirdi ama dağılmadı.Aksine bir kaç kurtarış ile motive olup önemli kurtarışlar yaptı.

Yediği golde hatası yoktu.Belki pozisyonu erken sezip açıyı kapatabilirdi ama ofsayt mı değil mi belirsizliği içinde pozisyon alamadı.Lincoln de iyi yere vurdu.

İptal edilen frikik golünde dikkatsizdi.Endirekt serbest vuruş kullanılıyor olmasına rağmen topa müdahale etmek istedi.Topa dokunsa ve top ağlara gitse gol geçerlilik kazanacaktı.

Servet'in kafa vuruşunda gereksiz bi şekilde kendini yere attı.Ayakları üzerine düşerek de kolaylıkla alabileceği topu kendini yere atarak dışarı yolladı.Tek handikapı buydu maç içinde.Sakatlanma riskini göz ardı edip izleyen adama "Abi ne uçtu bee!" dedirtmek için yapıyor bunları,eminim.Gerçi taraftara forma atarken kolunu çıkaran bi kaleciden bahsediyoruz,normaldir bunlar.

Ümit Karan ile girdiği pozisyonda da başarılıydı.Zamanlamayı iyi ayarlamasa hem sakatlanıp hem golü yemiş olabilirdi.Hafif şekilde sakatlanarak kurtuldu.

Lincoln ve Kewell'ın serbest vuruşlarında kendinden emindi.İyi yer tuttu.Geçen yıl Ali Sami Yen'de Edu ile ortak yapım bi faciaya yol açtıktan sonra bu maçta fazlası ile dikkatliydi çıktığı toplarda.

Genel olarak temiz maç çıkardı.Bir iki kurtarışı ile de maçın gidişatına tesir etti.


De Sanctis

Transfer edildiğinde üzülmüştü, zira ülkemiz liglerinde kalecilik yetenekleri açısından ilk 3’e girebilecek olan Aykut ziyan olacaktı klübede. Gerçekten de ziyan oldu Aykut’a.

Dün gece ki maçta De Sanctis gibi düz fizikli bir çizgi kalecisi yerine,ceza sahası içinde hareketli ve fazlası ile atletik bir Aykut olsa skor farklı olabilirdi.Neyse.

İlk gol de ön direkte adam paylaşımı ile ilgili bir sorun oldu ve golü yedi.Hatası yoktu diyip geçelim.

İkinci golde ters ayağı üzerinde yakalandı.Uzandı ama çıkartamadı.İşte tam bu golde “Aykut olsaydı..” dedim kendi kendime.Zira Aykut çok çabuk tepki verebilen ve çok sağlam reflekslere sahip bir kaleci.Futbol kaleciliğinden önce aldığı hentbol kaleciliği eğitiminin katkısı vardır muhakkak.Neyse,2.golü de savunma hatası olarak geçebiliriz.Ama 3.golde çok bariz bir hatası var De Sanctis’in.Uzanıp tutabileceği bir topu tutamadı ve gole sebebiyet verdi.Ayrıca serbest vuruş esnasında pek konsantre olmamış belli ki.Topa vuran adamın R.Carlos olduğundan haberdar değildi galiba.Ayrıca maç içinde meslektaşı Volkan bu tarz vuruşları hep kontrol ederek önlemişti.

4.golün artık maçın ölü dakikalarında gelmiş olmasından dolayı pek incelenesi bi yönü yok.Deivid çok iyi vurdu.1.sınıf kalecilerin dahi çıkaramayacağı bi şuttu.

De Sanctis ile ilgili bişey dikkatimi çekti ayrıca.Kale atışlarını çok zorlanarak kullanıyor.Ve isabet yüzdesi çok düşük.2 kez topu kendi yarısahası içinden taca yolladı.Bence önemli bi eksiklik.Ya bu atışları zaten kötü kullanan bi kaleci,yada kullandığı ayağı ile ilgili sorun var.Bilemiyorum.

6 Kasım 2008 Perşembe

Aferin



Aferin Volkan Demirel.Son 1-2 ay formsuzluğunun tavan yapışından sonra 1-2 lig maçı ve son olarak da dün gece ki Arsenal maçı ile toparlandığını gösterdi.Çok önemli 4 kurtarış yaptı.Hele ki Van Persie'nin neredeyse kale içinden vurduğu şutu çıkarması takdire şayandı.UEFA'nın sitesinde ziyaretçilerin anketi ile de maçın adamı seçilmiş.Haketti.


İspanya maçlarına kadar şu formunu korusa...Çok şey mi istedim?

5 Kasım 2008 Çarşamba

12 - Gökhan Tokgöz


Forma numaralarının ülkemizde serbest bırakıldığı 2000-01 sezonuydu sanırım.Bir Beşiktaş-Y.Yozgat maçında "Kim lan bu 99 numara? Yozgat Vitor Baia'yı mı transfer etti .mına kiii?" diye arkadaşlara sorduğumu hatırlıyorum.Gökhan Tokgöz ismini ilk kez o maçta duymuştum.

Futbolcu bir babanın oğlu olarak 13 yaşında Merzifon'da futbola başlamış.17 yaşında Boluspor'a geçmiş.2.Ligde Boluspor ile aynı grupta bulunan Y.Yozgat'ın dikkatini çekmiş ve transfer edilmiş.

Yozgat'ın Süper Lig'e yükselmesi ile Gökhan'da kademe atlayıp ve henüz 20 yaşında iken ilk kez Süper Lig'e yükselen bir takımın 1.kalecisi olmuştu. Yozgat'ta ilk senesinde çok başarılıydı.Bu başarısı ile Ümit Milli takımın kalesi ona emanet edilmişti.2 Sezon boyunca Ümit Milli takıma sürekli çağırılan Gökhan artık yavaş yavaş A Milli takıma da çağırılıyordu.Fakat Rüştü'nün o dönemdeki üstün formu,Ömer Çatkıç'ın da vazgeçilmeyen 2.kaleci durumunda bulunması Gökhan'ı geri itti.Nitekim 19 kez U21 milli olduktan sonra bir kez dahi A milli olamadı.

Derken Yimpaş Yozgatspor küme düştü ve Gökhan klüp değiştirmek zorunda kaldı.Gençlerbirliği onu kadrosuna dahil etti ve klüp kariyerinde en büyük başarıları Ersun Yanal yönetimindeki Gençlerbirliği'nde elde etti.

Denizlispor'da başarılı olan Ersun Yanal,kadrosunun neredeyse tamamını Gençlerbirliği'ne taşımıştı o sezon.Deniz Barış,Mbayo,El Saka,Youla,Ali Tandoğan,Mustafa Özkan,Veysel Cihan gibi futbolcularla aynı kadroda bulunan Gökhan,takımının lig 3.sü olarak UEFA kupasına gitmesine büyük katkıda bulundu.Fakat sezon başı geçirdiği sakatlık belki de kariyerinde dönüm noktası oldu.Yaklaşık 4 ay futbol oynayamayan Gökhan kaleyi Damir Botonjic'e kaptırdı.Onun yokluğunda takımı UEFA Kupasında Blackburn,Parma ve Sporting Lisbon gibi ekipleri elerken Gökhan maçları evinden seyretmek zorunda kalmıştı.Botonjic'in o sezon ki başarısı ile Gökhan bir anda 2.kaleci durumuna düştü.1 sezonu boş geçiren Gökhan 3 kez seçildiği A2 Milli takıma da veda etmişti.

4 sezon Gençlerbirliği'nde zaman zaman ilk 11'de oynadı zaman zaman yedek kaldı.Bu süre zarfında "genç ve yetenekli kaleci" kimliğini kaybetti.Sakatlıkların ve süreksizliğin bunda etkisi büyük oldu bence.2 iyi geçen maçın üstüne 3.maçta hatalı yenen goller,gereksiz kartlar ve sakatlıklar Gökhan'ı etkiledi.2006 Nisan ayında Galatasaray ile yapılan maçta penaltı atışı kullanacak olan rakip oyuncu Necati'ye eli ile köşe gösterip aksi köşeye atlaması ise gözden düşüşünü tamamlayan hareket oldu."Aramızda bi şakaydı o,ben o hareketi Necati'yi şaşırtmak için yaptım" dese de başta Fenerbahçeliler olmak üzere futbol camiasından büyük tepki aldı.


2007-08 sezonunun ortasında bir diğer Ankaraspor'a geçen Gökhan ilk sezonunda sık sık forma şansı bulsa da sezonun sonlarında doğru kaleyi Slovak Senecky'e kaptırdı.

2008-09 sezonu Gökhan için çok zor başladı.Kendisi ile aynı jenerasyondan Ramazan Kurşunlu ve genç Evren Özyiğit'in de takıma katılışı ile Gökhan ilk 18'e girmekte dahi zorlanmaya başladı.Nitekim bu sezon sadece 2 maçta ilk 18'e dahil oldu.

Ankaraspor'daki bu konumu ile artık Süper Lig kaleciliğine veda edecek gibi duran Gökhan,kuvvetle muhtemel sezon sonunda yahut devre arasında klübünü değiştirecek.Gençliğinde dinamik,dengeli,heyecanlı görünen Gökhan git gide "Şenol Karagöl" tarzı bi kaleciliğe büründü.Aslında yaşı gayet müsait.30 yaşında,başka bir klüpte,sürekli ilk 11'de başlayarak kaleciliğinin son dönemlerini güzel geçirebilir.

4 Kasım 2008 Salı

12 - Onur Recep Kıvrak



Aslında Tony Sylva'nın lisans sorununun çözümü ile an itibari ile Trabzonspor'un 12 numarası milli takımında 3.kalecisi durumundaki Tolga Zengin.Fakat Tolga bi kaç gün önce evinde bi kaza geçirip sol elini kırdı.6 hafta futbol oynayamayacak.Zaten bu dizide amaç daha arka planda kalmış kalecileri incelemek.1988 doğumlu Onur'u 12 olarak incelemek daha cazip geldi açıkçası.Neyse uzatmayalım.

Onur'u ilk kez Galatasaray'ın Karşıyaka ile yaptığı hazırlık maçında seyretmiştim.Sanırım Rıdvan Dilmen'in KSK'yı gençleştirme hareketine tabi tuttuğu o sezonda A takıma çıkarılmış ve kaleye geçirilmişti.O maçta pek göze batmamıştı.Zaten genç olduğunu anlamadık bile.Zira fiziği (1,89 mt.) ve top sakalı ile bildiğin 27-28 yaşında futbolcu gibi duruyordu.Halbuki 1988 doğumluymuş,sonradan öğrendik.Neyse.

KSK'nın 1.kalecisi durumuna gelen Onur aynı sezon U19 Milli takımından terfi edip Ümit Milli takımın da 1 numarası oldu.2008 sezonu ortalarında iyice dikkat çekmeye başladı.Yine Rıdvan Dilmen'in çabaları devre arası transfer döneminde ile Fenerbahçe'ye kazandırılmak istendi ama o kendisini isteyen bi diğer büyük klüp Trabzonspor'a transfer oldu.Aslında 88 doğumlu bir kaleci için Trabzonspor o dönem için uygun değildi.Zira Jefferson,Tolga Zengin ve Ahmet Şahin gibi 3 kalecinin arkasında kalacaktı.Fakat Jefferson'un müzmin formsuzluğu,Tolga'nın sakatlıkları ile sezonun sonlarına doğru Ahmet Şahin'in arkasında 2.kaleci konumuna geldi Onur.

Trabzonspor'un alışılagelmiş bi şekilde son 4-5 haftaya umutsuz girdiği bir sezonda,Trabzon taraftarı için önem arz eden Fenerbahçe maçında ilk 11'de sahaya çıktı.Belki de en çok dikkat çektiği maç bu maçtı.Deivid,Semih ve Alex'e geçit vermeyen Onur takımının galip gelişinde büyük rol oynamıştı.

Tam kendisini "Gelecek vaad eden kalecilerimiz" listesine yazacakken sezon bitti.Bir kaç maç daha fazla oynayıp Fenerbahçe maçındaki formunu sürdürse adını çok daha sık duyurabilirdi.Ama olmadı.Sezonun bitişi ile Trabzonspor,kalecilerinde temizlik hareketine girişti.Önce Jefferson satılığa çıkarıldı,daha sonra Ahmet Şahin Manisaspor'a verildi.2 kalecisi kalan Trabzonspor'da kaleci transferi kaçınılmaz oldu ve "çok" yoğun çabalar sonucu Tony Sylva takıma dahil edildi.

Sylva'nın lisansı ile ilgili problemlerin sürdüğü dönemde Tolga Zengin'in arkasında bekleyen isimdi.Aslında kötü maçlar çıkaran Tolga'nın yerine en azından 1-2 lig maçında forma şansı bulabilirdi.Ama Ersun Yanal Onur'a sadece Fortis Türkiye Kupası'nda Karabükspor maçında şans tanıdı.

Ümit Milli takımda ise hem Ümit Davala'nın hemde Hami Mandıralı-Abdullah Ercan ikilisinin vazgeçilmez ismi oldu.U21 Avrupa Şampiyonası elemelerinin tüm maçlarında ilk 11'de sahaya sürüldü.Başarılı maçlar çıkardı.Fakat Belarus gibi zayıf bir ekibe elenmemize engel olamadı.

Daha çok çizgi kalecisi görünümde bi stili var.Cepheden başarlı.Ama pek atletik değil gördüğüm kadarı ile.Yine de bu haliyle dahi Süper Lig'in orta sıra takımlarından herhangi birinde 1 numara olacak kalitede.Tolga'nın sakatlığı ve Sylva'nın uyum dönemi içerisinde takımında kendine yer bulabilir.Bulamazsa da en büyük dileğim bi klübe kiralık olarak verilmesi ve oynar durumda bulundurulmasıdır.

12

Yeni bi seriye başlıyorum.2008-09 Sezonu Süper Lig takımlarının 12 numaralarını yani yedek kalecilerini bi inceleyeceğim.As kalecileri zaten inceliyoruz tenkid ediyoruz sürekli.Bakalım asların arkasında bekleyenler ne durumda? 9. Hafta sonunda oluşan lig sıralamasına göre başlayıp Trabzon'nun 12 numarasını inceleyeceğim.Ahada başladım.

"Kaleci kalesini terk ettiiii...."


Boşladık blog olayını.Hemde çok boşladık.Ama dönücem geri.Hemde fena incelemelerle.Valla lan!

Süper Lig'in yedek kalecilerini inceleyesim geldi bu hafta.Evet 12'leri inceleyelim.Maksat futbol muhabbeti olsun be olum.Yoksa kalecileri inceleyip "Evet yaptığımız araştırmalar sonucu süper ligdeki yedek kalecilerin %90'ı blablabla" şeklinde kesin bi yargıya varmıycaz.

3 Kasım 2008 Pazartesi

Asker oluyorum lan!

Uzun uğraşlar sonucu T.S.K ile mütabakata vardık vede kendimizi yedek subay adayı konumuna getirdik.Nisan gibi uçarız bu diyardan diye tahmin ediyorum.O zamana kadar tatile sokuyorum bünyeyi.