12 Şubat 2009 Perşembe

Derbi ateşi sardı gönlümü; Inter vs. Milan

Pazar saat 21.30'da Giuseppe Meazza'da oynanacak derbi için hafiften adrenalin salgılıyor bünyeler,midelerde karıncalanma başladı.

Milan'ın kazanmak zorunda olduğu bariz.Inter kaybederse her türlü telafi eder de Milan kaybederse neler olacak neler.Sky Italia olası bir Inter mağlubiyetinde Ancelotti'ye yol verilip Donadoni'nin takımın başına getirleceği haberini yayınladı.Ne derece doğru bilinmez ama Ancelotti'nin de kredisi dolmak üzre sanki.Kaka sakat ve maça yetişmesi zor.Klüp doktoru Jean-Pierre Meersseman Kaka'nın sadece maçın son bölümlerinde oynayabileceğini açıkladı.Kaka'nın rolünü bu maçta Ronaldinho üstlenecek.Ayrıca uzun süredir sakat olan Nesta takım ile çalışmalara başladı.Maç kadrosuna alınıp alınmayacağı henüz belli değil.
Diğer tarafta Mourinho'da ise sakatların iyileşmesi sevinci var.Takımını pazar akşamına tam kadro olarak hazırlayacak Portekizli antrenör.Materazzi,Chivu sakatlıktan çıktı,Samuel ve Maicon'un da katılımı ile savunmasında sıkıntı yaşaması beklenmiyor.Ortasahada Cambiasso,Stankovic,Zanetti ve Muntari'nin oynaması beklenirken Fransız ön libero Vieira'yı hazırlık maçındaki yorgunluğu ve bir sonraki Man.Utd. maçını da düşünerek yedek bekletecek.Forvette ise Zlatan ve cezası biten Adriano'nun oynamasına kesin gözü ile bakılıyor.
Zlatan demişken,Milan kalecisi Abbiati "Ben ve Julio Cesar'ın da omzunda çok yük olacak ama maçın skorunu kalecilerden ziyade Zlatan ve Ronaldinho'nun formları belirleyecek" dedi.Ayrıca meslektaşı Julio Cesar'ı överken "O dünyanın en iyilerinden biri olma yolunda ama en iyi Buffon" diye de ekleme yapmış.Güney Amerikalı kalecileri kıskanmış sanırım.

Pazar'a daha çok var bi posta daha derbi haberlerinden derleme yapabilirim.Özellikle Mourinho'nun maçtan önceki açıklamalarını dört gözle bekliyorum.

Yan Etkileri: Baş Ağrısı

Amaçsız hedefsiz futbol yansın,bitsin kül olsun.Hazırlık maçı niyetine federasyonların cukkayı doğrultma hareketlerinin tesiri altında kaldık bu gece.

Milli takımımızın hazırlık maçları ezelden beri keyif vermez,bırak keyif vermeyi can sıkar insanı kaşıntı tutar.Şu son Avusturya maçına kadar izlediğim tüm hazırlık maçlarımız oyun kurmakta sıkıntı çektiğimiz,ideal 11'i ilk yarının bitimi ile dağıttığımız,yerine eleme yada şampiyona maçlarında asla oynamayacak olan "genç" yeteneklerin denendiği maçlardı.Avusturya'da oynan maç da özünde maç değeri taşımayan ama atılan gollerle az da olsa seyir zevki veren bi maçtı.Bu ayarda bir hazırlık maçı olur ümidiyle oturduk tv karşısına.Gökhan o güzel golü atana dek sorun yoktu.Fakat golden sonra bildik tablolar yine sahnede.Saçma sapan top kayıpları,hedefi bulmayan şutlar ve ortalar,anlamsız driblingler yine baş ağrısı yaptı.Neyse en azından maçı kazandık derken Drogba o sevincimizi de aldı elimizden.
Sadece bizde de değil bu hazırlık maçı buhranı.Seyrettiğim İspanya-İngiltere maçı da fiyasko.Sahada İspanya var bi grup insan daha var ama onlar henüz takım olamamış.Koskoca İngiltere'sin sen be adam,Agbonlahor denen basiretsiz ile başlamış Capello.Zamanında Shearerların,Linekerlerin,Charltonların giydiği formayı şimdi bu çakma İngiliz Agbonlahor giyiyor.Yazık.2 top yapamayan kaleye şut dahi çekemeyen forvette boy ortalaması 1,95 olan C.Cole ve Crouch'a 1 tane kanattan top taşıyamayan İngiltere'ye acıdım.İspanya'da düşene bir tekme daha vuran cinsten oynadı.Tempoyu istediği gibi ayarladı,istediği zaman dinlendi istediği zaman saldırdı.Xavi ve Iniesta büyük topçular,bu gece bu maçtan yaptığım tek çıkarım bu oldu.Zaten İspanyollarla oynayacağımız maç hakkında bu gece oynanan hazırlık maçlarını izleyip bişeyler söylemek mümkün değil.Mücadele gücünü saklı tutan yada mücadele etme gereği dahi duymayan amaçsız oyuncular ve düzensiz oyun planları ile gelecekteki 2 maç için konuşmak zor.Ama Del Bosque takımın Avrupa Şampiyonası'ndaki uyumunu bozmadan sürdürmüşe benziyor.İspanyollardan puan almak zor olacak.
Hazır hazırlık maçlarına giydirmeye başlamışım bir lafım da hazırlık maçı taraftarlarına.Bu hazırlık maçına giden taraftarın milleti,dini,dili,ırkı yokmuş kardeşim.Tek tip insan bunlar.Yılda 1 kez stada gelen,hazırlık maçı olmasına rağmen suratını komando misali boyayan,"Beş çekicez abi beeeeş" diye kameraya el sallayan insanlar bunlar.Türkiye'de alışkındım bu tarz taraftara fakat İspanyol taraftarların da durumu aynı."Maç RTE'de izlenir.Ossasuna'ya sevgilerle" pankartını görmek üzereydim göremedim.

Bu geceden kalan; kötü oynanmış 2 adet futbol maçı,4 gol ve bir baş ağrısı.

11 Şubat 2009 Çarşamba

Kısa kısa...

-Inter Brescia'nın kalecisi Emiliano Viviano ile gelecek sezon için anlaştı.İtalya U21 takımında oynamış olan 23 yaşındak Viviano için Brescia'ya 3,5 milyon euro ödenecek.Viviano gelecek sezon Toldo'nun yerini almak istediğini söylemiş.Fiorentina altyapısından yetişen Viviano 2005 yılından bu yana Brescia kalesini koruyordu.

-Ajax'ın 26 yaşındaki kalecisi Stekelenburg Ajax'da mutlu olduğunu ve sadece eski takım arkadaşları Huntelaar,Wesley Sneijder,John Heitinga gibi üst düzey liglerin takımlarından teklif alırsa klübünden ayrılacağını söylemiş.

-Lazio başkanı Lotito kaleci Carrizo için "Serie A'ya gelir gelmez başarılı olmak zordur,Carrizo bunu anladı" demiş.Ayrıca Rossi'nin Carrizo'yu klübeye çekmesi ile ilgili olarak da "Rossi onu taraftar ve basının baskısından koruma için doğru olanı yaptı" demiş.

-Sam Allardyce kalecisi Paul Robinson'u İngiltere milli takımının 1 numarasına aday göstermiş."David James ile bu iş yürümez,Joe Hart,Green,Robinson veya Scott Carson kale için düşünülmeli" demiş.Bilindiği üzre İngiliz milli takım sorumlusu Capello İspanya ile oynanacak hazırlık maçından önce kadroya kale için David James Rob Green ve Joe Hart'ı davet etmişti.

Güney Amerika vs. Avrupa

İkisi de kıtalarının kralı değil miydi kardeşim? Belki şu son 1-2 yılda Arjantin hem takım olarak hem de milli futbolcularının kişisel başarısı olarak Brezilya'yı biraz geride bıraktı ama Brezilya Brezilya'dır her zaman.İtalya da son Dünya Kupası Şampiyonu ünvanına sahip.

Çıktılar sahaya oynadılar."E hazırlık maçı ama bu" diyip kaydadeğer bulmadan,değerlendirme yapmadan geçilebilir aslında.Ama sahada bana göre İtalya ve Avrupa futbolu adına büyük bir hezimet vardı.

Brezilya artık o 90ların sonu 2000lerin başı jenerasyonunu tamamiyle takımından uzaklaştırmış durumda.Çok genç aynı zamanda çok tecrübeli,her biri Avrupa'nın en büyük klüplerinde forma giyen futbolculardan oluşan geleceği çok parlak bir oyuncu portföyü.Turnuvalarda başarılı olup olamayacaklarını zaman gösterecek elbet,ama Dunga gerekli takım ortamını oluşturur ise uluslararası 2-3 turnuvayı domine ederek kazanabilecek bir takım ortaya çıkabilir.Bu gece bunun sinyalleri verildi.Ronaldinho,Adriano,Robinho gibi klüplerindeki hem saha içi hem saha dışı durumları pek parlak olmayan futbolcuların şahane bir uyum ile oynadıklarını gördük.Cafu'dan sonra Cicinho ile yamanan ama bir türlü eski işlerliğini kazanamayan sağ kanadın Maicon ve Dani Alves ile ayağa kalktığını gördük.Kalede Julio Cesar'da Serie A'daki Güney Amerikalı neden bu kadar fazla neden bu kadar çok tercih edildiğini gösterdi.İtalyan kaleciler artık iyi değil ama İtalya'da kaleciler şahane.Frey,Buffon,Julio Cesar,Abbiati vs vs. Bu sezonun başından beri takımlarına can veren kaleciler.

Dunga'nın bir tek savunmanın ortasında alternatifsiz kalma durumu söz konusu olabilir.Lucio ve Juan ayarında 2 stoperi daha yok elinde.

Stoper demişken,Cannavaro'nun partneri muhakkak ki Legrottaglie olmayacak gelecek maçlarda ama yine de Juventus gibi bir takımın stoperi bu kadar ağır olmamalı sanki.Zambrotta eski formunda değil,Grosso da Dünya Kupasında attığı golün hatrına oynatılıyormuş gibi.

Ha birde Milan'ın bu 30 yaş üstü oyuncu hastalığı İtalyan milli takımına da sıçradı sanki.Kadro mütemadiyen yaşlı hale geliyor.Gerçi hala gözler ortasahada Gattuso ileride Del Piero-Totti arıyor ama İtalya milli takımına da gençleştirme şart.Avrupa Şampiyonasında takımda tek yeni yüz olarak 31 yaşındaki Di Natale'yi gördüğümüzü düşünürsek 2010'da artık kabuk değiştirme süreci hafiften başlamalı.Balotelli,Dessena,Rosina,Giorgio Chiellini,Rossi,Robert Acquafresca gibi genç yetenekler takıma monte edilmeli.Aksi halde bu geceki gibi dinamik gücü çok düşük bir İtalya'nın Brezilya gibi Arjantin gibi takımlara karşı şansı çok az.Yine İtalya gibi yenilenme ihtiyacı duyan Fransa ve İngiltere'nin de en asgariden 2010 DK sonrasında yeni oyuncuları milli takım kadrosuna dahil etmeleri gerekecek.

9 Şubat 2009 Pazartesi

Che Portiere! - Frey

Peruzzi'nin Lazio'ya transferinden sonra Inter kalesine 19 yaşında gencecik bir Fransız geçmişti.Pagliuca ve Peruzzi'nin ardında 2 sezon bekledikten sonra kaleyi devralan bu marjinal görünümlü,genç ve tecrübesiz kaleciye Inter 1 sezon sabredebildi.Verona ve Parma'da geçen 4 sezonun ardından kariyerinin en formda günlerini yaşayacağı Fiorentina'ya geldi.Inter'in 1 yıl sabredebildiği o genç kaleci artık Serie A'nın en başarılı 3 kalecisinden biri durumunda.Geçtiğimiz Lazio maçındaki kurtarışlarıyla da gelecek yıl o çok istediği "Yılın Kalecisi" ödülünü Buffon'dan kapabileceğini gösterdi.Fransa milli takımı için ise Domenech'in kovulmasını beklemek zorunda.

İşte Frey'in bu sezon oynadığı maçlarda yaptığı kurtarışlardan bir kaçı;

Abramovich Scolari'ye yol verdi

Chelsea'de Avrupa Şampiyonası'ndan sonra göreve getirilen Felipe Scolari'nin görevine son verildi.Hull City'ye kaybedilen 2 puanın ardından lider ManU ile puan farkı 7'ye yükselmişti.

Böylece Abramovich Ranieri,Mourinho ve Grant'dan sonra Scolari'ye de yol vermiş oldu.Abramovich'in klübü satın alışından bu yana klüpten 3 adet üst düzey teknik direktörün takımdan gönderilmesi dikkat çekici.Takımı Scolari'nin yokluğunda Ray Wilkins çalıştıracak.Allah Wilkins'in sonunu Grant'a benzetmesin.

Lloris Fransa'nın en iyisi

209 Ligue 1 oyuncusu arasında yapılan anketin sonucuna göre Lyon'un kalecisi Lloris Ligue 1'in en iyi kalecisi seçildi.

Geçtiğimiz sezon başı Milan'ın kapısından dönüp Lyon'a transfer olan ve bu sezon başından itibaren Domenech tarafından Fransa milli takımında da forma şansı bulmaya başlayan 22 yaşındaki genç kaleci 85 oy alırken,yine Fransa milli takımının kalecilerinden Steve Mandanda 66 oy alarak 2.oldu.Mandanda'yı 37 oy ile Rennes kalecisi Nicholas Douchez takip etti.

Süpriz bir şekilde Çarşamba günü oynanacak Arjantin maçının aday kadrosuna çağırılan Carraso ise sadece 10 oy alabildi.

8 Şubat 2009 Pazar

Rossi'yi de al git

Fiorentina maçını uzun uzun yazmaya gerek yok.De Silvestri'nin atılması Frey'in iyi oyunu Gilardino'nun yeteneği ve üst üste kaybedilen 4.maç.Lotito maçtan sonra çıkıp "İyi oynadık aslında,mağlubiyeti haketmedik.Ama olsun haftaya kazanırız inşallah" şeklinde demeç verince bu adamı Lazio'nun kurtarıcısı olarak gördüğüm zamanlarımdan şüphe ettim.Acaba kafam mı iyiydi? Geç de olsa Lazio taraftarına katılıyorum,Lotito gitmeli. Ayrıca Rossi'nin kredisi de doldu. Muslera'dan kaleci olmayacağını 2 Milan maçında cümle alem anladı Rossi anlamadı. Diakite Kolarov gibi 2.sınıf futbolcular Lazio savunmasında oynayamaz.Stam'ın Couto'nun Nesta'nın terlettiği formaları bu adamlar haketmiyor.

7 Şubat 2009 Cumartesi

Yolun sonu; Fiorentina vs. Lazio

Sezona iyi başlayan ama kritik maçlardan puan çıkaramayan Lazio ile yine önemli maçlardan eli boş dönen fakat zirve takibine devam eden Fiorentina karşılaşıyor yarın.

Maç Fiorentina açısından lig öncesi hedeflerden en az birinde yarışa devam edebilmek için önem arz ediyor belki ama Lazio tarafında durum daha ciddi.Ligin ikinci yarısında 4 maç üst üste galibiyet yüzü görmeyen Lazio'da taraftar gergin,Delio Rossi endişeli.Kaptan Rocchi üzerlerinde bir baskı olduklarını ama büyük klüplerde oynamanın bu tarz maçlarda kazanmayı gerektirdiğini söyledi.Olası bir mağlubiyette Delio Rossi'nin ipi çekilebilir.Savunma kurgusu ile alakalı problemleri olan Lazio'da 2 önemli defans elemanı Siviglia ve Radu sakat.Kalede kriz devam ediyor.Milan fatihi Muslera bu maçta da Delio Rossi tarafından ilk 11'de sahaya sürülüyor.Fiorentina'da Mutu oynayabilecek durumda.Jovetic'in durumu maç saatinde belli olacak.

Muhtemel 11'ler;

FIORENTINA (4-3-1-2): Frey, Comotto, Dainelli, Gamberini, Vargas, Kuzmanovic, Felipe Melo, Gobbi, Montolivo; Mutu, Gilardino.

LAZIO (4-3-1-2): Muslera, De Silvestri, Cribari, Rozenhal, Kolarov, Brocchi, Ledesma, Matuzalem, Mauri; Pandev, Zarate

6 Şubat 2009 Cuma

Ufuk Ceylan Milli Takımda

Manisaspor'un 22 yaşındaki genç kalecisi Ufuk Ceylan Fildişi Sahili maçı için aday kadroya çağırıldı.Geçtiğimiz sezon yaşadığı sakatlık yüzünden milli takım aday kadrolarına girememiş yerine Tolga Zengin,Serkan Kırıntılı,Cenk Gönen gibi genç kaleciler kadroya çağırılmıştı. Volkan Demirel'in yerini almak imkansız gibi ama olası bir sakatlık,formsuzluk,ceza durumunda elemelerde bu 3 kaleciye alternatif olarak Ufuk tekrar hazır tutulmak istenmiş sanırım. Oynadığı lig itibari ile pek göz önünde değildi.Bu maçta az da olsa dakika alıp iyi de oynar ise kendine güvenini tazeler,belki de 12 numaradaki belirsizliği giderir.Hayırlısı olsun.

Ne güzel kalecimizdin sen Ivankov

Bu adamın enteresan rakamları var,çok gol atmış,çok uzun süre gol yememiş mesela.Çok ayrıntısına girmeye lüzum yok.Tırt kurum IFFHS'nin kaleciler ile alakalı yaptığı hemen her çalışmada ismi var bu Bulgar vatandaşı TRT spikeri kılıklı kalecinin.Gelgelelim dün akşam Alex'ten yediği 2 aşırtma golü ile o enteresan istatistiksel başarılarını sildi hafızalardan.İki kez açıyı daraltmak için kalesini boşalttı ikisi de gol oldu.Tamam Alex özel bir oyuncu,yetenekli,Türk liglerinde her kaleciye bu tarz goller atabilir ama aynı modelde 2 gol yemek oldu mu be Ivankov?

Bursaspor'un kalesinin de Serdar Kulbilge'den sonra kaleci görmediğini söylemeden edememiyorum.Ömer eh işte ama Vega ve Ivankov fiyasko oldu bence.Tez elden yerli kaleciye dönmeli Bursaspor.34 yaşındaki Ivankov daha fazla faydalı olamaz.

5 Şubat 2009 Perşembe

Eyvah Çocuklar

"Alman futbolunun son 20 yılda yetiştiriği en büyük yetenek" Mesut Özil bizi değil Alamanları seçti a dostlar! Şimdi nerelere gidelim nasıl edelim 11 numarayı kime verelim oturup ağlayalım mı yoksa geri döndürmeye,ikna etmeye mi çalışalım Mesut'u?

4 Şubat 2009 Çarşamba

Who ate all the pies?

Nedir bu?

PES serisi tüm oyunlarda tribünde var bu anlamsız pankart.Geçen TSL Patch yükledim İstanbul Bşb. tribününde bile bu pankart var.Hakikaten kim yedi lan bu pastaların hepsini?

3 Şubat 2009 Salı

Bıkmadık mı?

Irk,ırkçı,ırkçılık,ırkçısın,ırkçılar vs... Ocak ayının 27sinden bu yana herkezin ağzında sakız misali ırk kelimesinin türlü türkü çekimleri. Artık her 3Büyük - Sivasspor maçında bunları duyacağız,çok belli.

Sivaslısı,Beşiktaşlısı,Fenerbahçelisi hatta duruma göre Galatasaraylısı,çok sıkışıra diğer Anadolu takımlarının taraftarları bile her benzer olayda ısıtıp ısıtıp önümüze sunacak Balili'nin maruz kaldığı o "çok vahim çok dramatik çok üzücü" olayı.Sol tandanslı tribün oluşmuları (-penChesi) Balili'yi bağrına basacak,Galatasaray tribünlerini ayıplayacak,hatta küfredecek,tribün liderleri çıkıp "Balili bizim kardeşimiz,yaşasın halkların kardeşliği" klişesini vericek alttan alttan.Pankartlar açılacak,"Kahrolsun Irkçılık" yazısının yanında anarşizmin A'sı gözümüze batacak.3 Büyüklerle de sınırlı kalmayacak.Tribünde taraftarını görmediğimiz takımların o görünmeyen taraftarları bile sosyal mesaj verecek.Bkz:Alkaralar.Kahrolsun Irkçılık, Yaşasın Balili şeklinde kınama yazısı yazıp,6 yılda bu ülkeden bilmemkaç milyondolar para kazanmış Balili'den tribün emekçisi olarak bahsedecek."Reis" lakablı milliyetçi Sivasspor antrenörü bile insan hakları savunuculuğuna bürünecek.
Federasyon başkanı; "Aman ha sağda solda reklam etmeyin bu olayı,UEFA çok büyük ceza verir" demiş.Bilmez ki Avrupa'da o gıpta ile baktığı ülkelerde bu olaylardan her ay en az 2-3 tane olur,UEFA federasyonu değil klübü cezalandırır.Farketmez ki bu UEFA'nın çükü o Avrupa devi ülkelere değil sadece bizim federasyona kalkar.

Bugün Sivasspor'un penaltılar ile kazandığı maçın başında da sonunda da hep bunu duyduk.Ana haber bültenlerinde dahi Balili'nin ne kadar mazlum,ne kadar Türk dostu,ne kadar sevimli biri olduğundan bahsedildi duruldu.Türk vatandaşlığına başvurumuş İsrailli arkadaş,bu mevzudan sonra "kirlenen" imajımızı temizlemek için hiç bekletmeden hemen dahil edilir vatandaşlığa.Severiz biz tokadı attıktan sonra "Aaa acıdı mı lan? Gel öpeyim de geçsin" triplerine girmeyi.Bir de kendimizi boklamayı,Biz türkler... diye başlayıp kendimize giydirmeyi pek severiz.Bir şeyi 40 defa söylersen olurmuş ya; memlekette olmayan,en azından Avrupa ülkelerine göre çok az olan ırkçı söylemler hortlatılacak diye korkuyorum.

Bu arada Balili'de ayarı iyi verdi,ne şişi yaktı ne kebabı.Galatasaray taraftarını genellemeden halka şikayet etti,diğer klüp taraftarlarını ve yöneticilerini ayrıca çok duyarlı spor medyamızı da arkasına aldı.Hem Balili hem de diğer tüm yabancı futbolcular Türkiye'ye şükretmeliler.Ağızları açık seyrettikleri o büyük Avrupa liglerinde ırkçılığın daniskası var.Ve o büyük Avrupa ülkelerinde "bana ırkçılık yaptılar" diye ağladıklarında arkalarında bu denli büyük bir kamuoyu desteği bulamazlar.Şükretsinler.

Nostalji Olayı (4) - Bogdan Stelea

Aslında Stelea'yı nostalji kategorisine dahil etmemek gerekirdi,zira kendisi halen faal futbol yaşantısına devam eden,ülkesinde Braşov'un kalesini koruyan bir futbolcu.Ama ülkemizde sadece 1 sezon futbol oynadığı halde çok iz bırakan,uzun süre konuşulan bir kaleci olmuştu.Hala "Ulan Stelea nası geldi Samsunspor'a" yada "Stelea vardı olum ne kaleciydi be" diye ondan bahseden arkadaşlarım var.
Bu denli iz bırakmasının sebebi de o yıllarda kalecisi olduğu Romanya milli takımının tarihinin en parlak dönemini yaşaması ve o en parlak jenerasyonun 1 numarasının da Stelea oluşudur.Ard arda 5 uluslararası turnuvaya da katılma başarısı gösteren Rumen milli takımında 90,94 ve 98 Dünya Kupalarında 12 numara, 96 ve 2000 Avrupa Şampiyonası'nda 1 kadroda bulunan Stelea 2005 yılına kadar tam 91 kez milli takım forması giymiştir.
Parladığı Dinamo Bükreş'te 5 sezon forma giydikten sonra İspanya'da Mallorca ve Belçika'da Standard Liege formalarını giydi.Liege'de forma şansı bulamayınca ülkesinde yetiştiği klübün ezeli rakibi Rapid'e geçti.
Romanya'da geçen yarım sezonun ardından ülkemizde takım çalıştıran her rumen hocanın ülkesinden futbolcu transferi adeti gereği Gigi Multescu tarafından Samsunspor'a kazandırıldı.Samsunspor'a geldiğinde Dünya Kupasında yarı final oynamış bir takımın kalecisi ünvanına sahip 28 yaşında tecrübeli bir kaleciydi.Kel kafası,sinirli bakışları ve iri cüssesi ile herkezin dikkatini çekiyordu.Timofte,Radicioui,Damaschin,Vaiscovici ile beraber Samsunsporluların hala unutamadığı o efsane kadronun üyelerinden biriydi.Ülkemizde sanki 5-6 yıl kalmışcasına zihinlerde yer edinmişti.Halbuki 1 sezon boyunca 31 maçta forma giyip ülkesine bir diğer Bükreş takımı Steaua'ya transfer olmuştu.Ülkemizde Saffet Sancaklı ve Sergen Yalçın'a nasip olan 3 büyüklerde oynama şansı Romanya'da da Stelea'ya nasip olmuştu. Steaua'da 30 yaşında tecrübeli bir kaleci iken tekrar İspanya'nın yolunu tuttu ve Rumen futbolculara anlamsız bir ilgisi olan Salamanca'ya transfer oldu.1997 yılında La Liga'ya yükselen Salamanca dönemin en başarılı rumen futbolcularını tek tek toplamış Stelea ile beraber Munteanu,Popescu,Stinga ve Marinescu'yu kadrosuna katmıştı.Fakat bu rumenlerin her biri klübün La Liga'dan düşmesinin ardından ayrılmış kadroda tek kalan Rumen Stelea olmuştu.
2001-2002 sezonu başında Galatasaray'ın başına geçen Lucescu,Multescu misali Taffarel'den boşalan kaleye onu geçirmek istemişti.Fakat o zaman 33 yaşında olan ve İspanya 2.liginden transfer edilecek bir kaleciye Galatasaray yönetimi sıcak bakmamış,Stelea yerine Mondragon'u transfer etmişti.O dönem Galatasaray'a transferi gerçekleşse belki de futbol hayatını burada noktalamak zorunda bırakılacak olan Stelea o yıldan sonra ülkesinde yine Bükreş takımlarında,Otelul Galati'de,Yunanistan'da Akratitos'da forma giydi.42 yaşına gelmesine rağmen hala futbol hayatına Braşov'da devam ediyor.

90lı yıllarda ligimizde oynamış,zihinlerde yer edinmiş yabancı kalecilerden biriydi Stelea.