
Ülkemizde şike tartışmaları yaklaşık bi 35-40 senedir var sanıyorum.Yanına teşvik primi-meşru olup olmadığı muhabbetleri ile beraber yıllardır şike konuşuluyor.Bi kaç aydır da Bochum Savcılığı'nın yaptığı şike araştırmasının Türkiye ile ilgili olan kısmı yüzünden şike muhabbetleri ayyuka çıkmış vaziyette.Şike ile ilgili klişe ama belki de gerçek olan inanışlar var.Mesela;
-Şike mi? Her maçta şike var olum bağlanmış her maç,İddaa ayarlıyo işi.
Biraz paranoyakça ama muazzam kitlesi var bu görüşün.Genelde iddaa oynayıp darbe yemiş para batırmış abilerin söylemdir.Pek araştırmacı oldukları söylenemez.Fikri sabit vardır bunlarda.Her maç bağlanmıştır.İddaa bültenine girmiş olan her ülke ve ligleri hakkında yorum yaparak "Finlandiya 2.liginde fena şike dönüyo sakın oynamayın,İsveç'te de Landskrona-Degerfors maçı bağlanmış ilk yarı 1 ikinci yarı 2" gibi söylemlerle kafa karıştırmada sınır tanımazlar.
mackolik.com civarı konuşlanmışlardır.
-Şike yapılıyo ama alt liglerde yapıyolar abi millet çakozlamasın diye.
Bu abimiz de işin çok gözler önünde dönmediğini,alt ligler ve yerel liglerde şike döndüğünü iddia eder.Ona göre İstanbul takımları şike yapmaz.Yapamazlar.Toz konduramaz tuttuğu büyük takıma.Ayrıcabu kadar medyanın merkezine yakın çevrede şike işi hemen ortaya çıkar diye düşünür.
-Almışlar teşviği baksana!
Bu abi de muhtemelen şampiyonluk yolunda yada küme düşmeme mücadelesinde bi takım taraftarıdır.Rakip takımın amaçsız ligde kalmayı yada düşmeyi garantilemiş olmasından yola çıkarak maç içerisinde 2 pas arka arkaya yapması ile bile gaza gelir ve teşvik primi alındığını iddia eder.En az ilk sıradaki abiler kadar paranoyaktır.
-Teşvik primi var,olmalı da.
Bu abi de sokakların kahvehanelerin İddaa bayilerinin İlhan Cavcav'ıdır bi yerde.Kaypak yönetici-teknik adamvari konuşmaları ile teşviğin suç değil futbolun içinde olması gereken bi hadise olduğunu savunurlar."Sen olsan almaz mısın olm o kadar parayı" şeklinde empatiye zorlamaları da en büyük silahlarıdır.
-Klüp yapmaz öyle şey topçularda i.nelik!
Bu abilerin de işi gücü futbolcularladır.Maçı satan takım yoktur,topçu vardır.Genelde kalecilere b.k atarlar.Zalad'sız Ankaragücü-Galatasaray'sız muhabbetleri yoktur,olamaz da.Ayrıca 2 sene amatör kümede top oynamışlığı olan kişiler olarak "bizede geliyodu böyle şeyler ama biz takımımızı satmıyoduk tabi" türünden kendi futbol yaşamlarından(!) kesitleri de sık sık aralara sıkıştırırlar.


Çek Cumhuriyeti'nin Sparta Prag ile beraber oyuncu yetiştiren 2 klübünden biri olan Banik Ostrava'da futbola başlayan Magera klübünde oynadığı 110 maçta 45 gole imza atmış.2008 sezonunda Çek 2. liginin takımlarından Kladno'ya kiralanan Magera oradan Rumen ekibi Timişora'ya geçmiş.Burada zaman zaman ön libero olarak oynatılmış Gabriel Pancu misali.Bu sezon Timişora ile UEFA Ligi'nde de forma giyerek U21 milli takımından sonra uluslararası tecrübesini güçlendirdi.






Şenol Güneş geldi aklıma."hmmmm,hıııı" diye inleyen arkadaşların arasından biri "O da basınla mücadele edemiyor be kardeşim,neydi o Dünya Kupası zamanları.3.olduk adam hala şeklini koyamadı,her zaman eleştirildi" dedi.Basına karşı koyma hususu milli takım antenörlüğü için önemli bi özellik.Zira eleştirilere gerekli tavrı takınarak cevap veremiyorsanız basın hep üzerinize geliyor her yönünüzü eleştiri konusu ediniyor.Ki hatırlıyorum Şenol Hoca'nın giydiği takım elbiselerine bile eleştiri gelmişti 2002 Dünya Kupası'nda.Ayrıca antrenörlük dehası olmadığı da kesin.Ertuğrul için duyduğum şüphelerin büyük bi kısmını Şenol Hoca için de duydum.
Yerli hocaları tükemek üzereyken arkadaşın biri "Lan Bülent Uygun olabi..." demeye kalmadan kendisini evine doğru uğurladık.Aşırı dozda demli çaydan beyni bulanmış garibimin.


Bu türün 2.gelişmiş halleri de kendi takımlarımızın değil yabancı takımların serilerine takmış vaziyettedir.Daha elim ve vahimdir.Real Madrid'in galibiyet serisi bitsin diye Osasunalı Villarealli olan arkadaşlarım var,üzülüyorum,utanıyorum.

Geçtiğimiz sezonki Koller girişiminin söylenti olmadığı ise bu sezon başında belli oldu.Tolunay Kafkas yada Süleyman Hurma Koller ayarında bir santraforu gidip Portekiz'den bulup getirdi.Sezonun hemen başında Portekizli Ariza Makukula takıma kazandırıldı.
Aslında ülkemizde pek tanınmasa da zaman zaman Portekiz Milli takımının formasını dahi giyen bi oyuncu Zaire asıllı Makukula.Ve bu sezona gayet iyi başladı.Galatasaray maçında attığı gol ile ne derece tehlikeli bir santrafor olduğunu gösterdi.Sonrasında Denizli maçı ve bu akşam oynanan Beşiktaş maçı ile gol sayısını 3'e çıkarttı.
Makukula sezon sonuna dek,hava toplarında sıkıntı yaşayan Türk takımlarının savunmalarına zor anlar yaşatır ve Kayserispor için bir çok sayı üretir kanaatimce.Ayrıca Kayserispor'lu yöneticiler La Liga ve Premier Lig tecrübesi bulunan bir santraforu kiralık da olsa takımlarına kazandırarak muazzam iş çıkarmışlar.Süper Lig'e en azından UEFA Kupası'na katılma hedefi ile başlayan kalburüstü Anadolu klüplerimiz Kayserispor'un bu hamlesini görmeliler ve bu transfer politikasını benimsemeliler.Bursaspor Eskişehirspor Gaziantepspor gibi klüplerimiz bu ayarda transferleri yapacak maddi güce sahipler.