1 Nisan 2010 Perşembe

Türk Kaleciler İçin Kariyer Günleri

Onur Recep Kıvrak'ın giderek artan maç performansı, ve aynı jenerasyonda umut bağlanan, gelecek vaad eden arkadaşlarının şu sıralar ilk 18 şansı dahi bulamıyor oluşu dikkatimi bir noktaya çekti.

Genelde tecrübeli yerlilerin sakatlığı, yabancıların da milli takımlarına gitmesi yahut eşinin doğum çocuğunun grip olması gibi şansa bağlı sebeplerle kaleye geçen ve "Vay be ne yetenekli yerli kaleciler varmış" dedirten son 4-5 yılın genç Türk kalecilerinden kariyerini en ideal ivme ile sürdüren Onur Recep Kıvrak oldu. Yeşilova'da futbola başlayıp Karşıyaka ile Bank Asya'da profesyonel oldu, daha sonra Trabzonspor'da 3. kaleci olarak Jefferson-Ahmet Şahin-Silva-Tolga gibi kalecilerin arkasında bekledi. Bu esnada Ümit Milli takımda uluslar arası tecrübe edindi. Nihayet bu sezon Şenol Güneş'in gelişi ile takımda 1.numara pozisyonunda o var. Gayet beklendiği gibi gelişen, sıralaması çok ideal bir kariyer akışı öyle değil mi?
Aslında her kaleci için bu tarz bir gelişim gerekli iken, milli takım kalesi için Rüştü-Volkan'a alternatif gösterilen Ufuk ve Hakan Arıkan gibi iki kaleci şu an klüplerinde forma şansı bulamıyor. Formsuzluk yahut yetenek ile alakalı sıkıntıları olmadıkları kesin. Fakat transfer oldukları takımların tecrübeli kaleci hassasiyeti, yabancı kaleci düşkünlüğü gibi unsurları göz önüne almadan, 70 model futbolcu kafası ile sadece büyük klüpler olduğu için o klüplere geçmeleri körelmelerine yol açıyor. Mesela Ufuk'un Leo Franco ve her daim 12 numara Aykut Erçetin var iken sürekli forma şansı bulabildiği bir Süper Lig ekibinden ayrılıp 3.kaleci olmayı göze alarak Galatasaray'a gelmesi nasıl açıklanabilir? Üstelik bu konuda gösterilebilecek en kötü örnek olan Aykut Erçetin'i nasıl görmez.

Aynı şekilde Hakan Arıkan; maç tecrübesi edinmesi gereken kariyerinin en önemli döneminde Rüştü Reçber'in sözleşme imzalamasından 1 ay sonra Beşiktaş'a imza atması nasıl bir planlamanın sonucudur? Kendisinden önce gençliğini tüketen, kariyerleri tepetaklak olan Ramazan Kurşunlu ve Volkan Ünlü'yü yiyen klübeye girmeyi nasıl göze alır?

Volkan Ünlü demişken, kariyerine Almanya'da Schalke'de devam etseydi 1 sezon daha sabredip Rost'un önüne geçseydi şu an milli takım için adı geçiyor olabilirdi. Şu an hangi klüpte forma giydiğini bile bilemiyoruz.
Yine Volkan Ünlü gibi Ramazan Özcan'ın Hoffenheim'dan sonra kariyerine Almanya'da devamlı forma şansı bulabileceği bi klüpte değil de Rüştü ve Hakan'ın sakatlığından doğan boşlukta 1-2 hafta kaleyi korusun diye kendisini kiralayan Beşiktaş'a gitmesi ve yarım sezonunu tribünde geçirmesi.. Sadece hazırlık maçlarında ve ciddiye alınmayan Ziraat Türkiye Kupası'nda 2 maçta oynadı. 25 yaşında bir kaleci için yapılabilecek en manasız transfer oldu heralde.

Sezon sonunda klüplerinden ayrılması muhtemel iki yetenekli yerli kaleci Serkan Kırıntılı ve Cenk Gönen'in bu tarz transferleri ve akıbetlerini örnek alarak hareket etmesi gerekiyor. Yahut bu işin ehli birinin genç Türk kalecilere kariyer planlaması hakkında konferans vermesi lazım geliyor.

25 Mart 2010 Perşembe

Gözlerinden okunuyor şike yapıyorsun


Arif, Hasagiç ve Taner serbest bırakılmış. Arif'in beyanat verirken çekilmiş fotografı da bu. Yani neden bilmiyorum ama bu adamın her hali bana bu işin içindeymiş gibi geliyor. Fotografı da buna delil gibi. "Şikeci tipi" diye bi tip olsa literatürde ahada bu olurdu heralde.

24 Mart 2010 Çarşamba

Makukula, Vittek - Kiralık Pivotlar

Yabancı transferi özürüsü Anadolu klüpleri bu sezon nası oldu ise eski alışkanlıklarından vazgeçip ne 3 büyükler gibi eski kaşar isimli futbolcuları ne de Cavcav gibi tüyü bitmemiş tecrübesiz gençleri getirdiler. Kiralama yolunu seçen aklı selim klüplerimiz hem maddi hem de performans açısından bi kaç isim dışında neredeyse tam randıman aldı.
Makukula'nın malum formu örnek teşkil etmiş olacak ki Ankaragücü'nün yeni yönetimi de yabancı oyuncuda kiralama yolunu seçerek mukadderatı aynı Makukula gibi olan Vittek ve Rothen'i kadrolarına kattı.

İlk maçlardaki tutukluğunu ligin ilk yarısında Lille'de kesik yemesi,devre arası kampını tam manası ile geçirememiş olması gibi sebeplere bağlayabiliriz. Ama uyum sorununu aşmış vaziyette ve geçtiğimiz hafta gayet şık son vuruşlarla Kayserispor'a 2 gol atmayı başardı. Rothen ve Geremi gibi iki tecrübeli oyuncunun da katkıları ile sezonu en az 10 gol ile tamamlar diye bi iddiam var.Makukula için 20 gol atar demiştim, tanımayan arkadaşlar dalga geçmişti.Adam kendi kalesine attıkları ile beraber 19'u gördü.

Dikkatimi çeken bi nokta her iki futbolcunun da pivot santrafor rolünde oluşu. Kreatif,adam eksiltebilen oyuncuların yokluğunda uzun toplarla yada kanat akınları ile gol aramaktan başka çaresi olmayan Anadolu takımlarının "yırtıcı forvet arayışları" nihayet dindi ve Türkiye Liglerinde skora en çok katkıyı yapabilecek hücumcu tipinin pivot santrafor olduğunu anladılar sanırım. Makukula ve Vittek attıkları ve atacakları ile bu duruma daha da fazla dikkat çekecektir.

Ayrıca her iki oyuncunun başarılı formlarını 2010 Dünya Kupası'nda var olabilme çabasına da bağlayabiliriz. Bu açıdan milli takım oyuncusu niteliğinde oyuncuların turnuva kadrolarına girebilmek için harcayacakları çabayı göz önüne alarak kiralık transferler gerçekleştirilebilir.

Tabi bir de satış opsiyonlarını alma-kullanma olayı var. Kiralık iken döktüren oyuncuların bonservisi alındıktan sonra rehavete kapılıp eski formundan uzaklaştığı gerçeği de var. Kalmaları halinde Makukula ve Vittek ile beraber Galatasaray'dan Dos Santos,Jo ve yine Ankragücü'nden Rothen'in formlarını merak ediyorum.

22 Mart 2010 Pazartesi

İdeolojik Derbi St Pauli - Hansa Rostock



Evet Lazio-Livorno türevi bir derbi ile daha karşı karşıyayız. Avrupa Kerhane Başkenti,uyuşturucunun gripin gibi marketlerde satıldığı solcu,aşırı solcu,en solcu tribüncüleri bünyesinde barındıran, klüp içi türlü ilginçliklerle reklam olan St. Pauli ile Almanya'da futbolsever neonazilerin en yoğun olduğu, çikolatanın bile beyazının tüketildiği tribünlere sahip son Doğu Alman Hansa Rostock karşılaşıyor önümüzdeki pazar günü.

Her derbiye taraf olma ihtiyacımızı bu derbide ne yönde gidermeliyiz St Pauli'nin Almanya'daki Türklerle aralarının iyi olduğunu duydum.Hatta "Faşistleri S.ktir Edin Biz Hepimiz Kardeşiz" şeklinde Türkçe pankart açtıkları rivayet edilir ama uydurma da olabilir. Yine de ideolojilerinden dolayı 1-0 mağluplar.
Hansa Rostock'da aşırı sağcı,direkt kafa tascı.Acısından yenmiyor yani.Ama yine de sayıları günden güne azalan sağ görüşlü tribünlerin sol görüşlüler karşısında var olması gerekliliğinden yola çıkarak Hansa'yı destekleyebiliriz diye düşünüyorum.
Ayrıca ağızları ile kuş tutsalar bana yaranamayacak olan sadece adı Türkçe olan Almancı futbolculardan Deniz Naki'nin geçtiğimiz derbide yaptığı resimdeki harekette Hansa'yı desteklememe bahane olabilir.
Neyse izleme imkanı bulursak izlenesi bi derbi gibi. Hansa Rostock taraftarının da deplasmana giderken çıkaracağı olayları merakla bekliyorum.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Mastürbasyon




İtalya İspanya İngiltere'yi hayal ederek Türkiye Ligi'ni yayınlamak.

Bunun adı mastürbasyon.
Parasını verdim pankartı da açtırırım.



22 Ocak 2010 Cuma

Yaşasın Futbol?

Yaşasın Futbol,Çok Özledik,Süper Lig Hasreti Sona erdi vb. formatta gazete başlıkları altında "33 günlük Süper Lig hasreti Fenerbahçe-Denizli maçı ile sona eriyor.." şeklinde başlayıp devam eden yazılar dikkatimi çekti sabah sabah."Neyi özledik biz?" diye bi sorguladım kendimi.Gazeteye göre Süper Lig'i özlemişiz.Halbuki bir sürü Türkiye Kupası maçı oynandı ülkemizde,İngiltere'de,İtalya'da ve bilumum liglerde maçlar hep devam etti.İzleyen futbol hasretini pek ala dindirmiş olmalı, değil mi?

Afedersiniz kıçının dibinde oynanan alt lig maçlarına bile gitme tenezzülünde bulunmayan "futbolseverler" neden belki de hayatı boyunca yerinden tek bir maçını dahi seyredemediği bir organizasyonu yani Süper Lig'i özellikle özler?

"Neyi özledik biz?" sorusunu tekrar ettim ve farkettim ki biz evde afedersiniz g.tü devirip tv'den maç izlemeyi özledik,yüzlerce binlerce km ötedeki camiaların iç çekişmelerini,birbirlerini yemelerini sobanın başında çekirdek çitleyip izlemeyi özledik.Yine tv'den maçı izleyip internetten boş beleş atışmaları özledik.Biz aslında futbol organizasyonu olan Süper Lig'i değil futboldan arta kalan nesi varsa hep onları özledik.

Gazetelere göre özlemini duyduğumuz Süper Lig maçları bu akşam başlıyor.Fenerbahçe-Denizli maçı ile beraber bu hafta oynananacak maçların seyirci ortalaması aslında neyi özlediğimizi ve ne kadar özlediğimizi daha iyi gösterecektir.

Aksiyon dizisi tadında Süper Lig'in yeni bölümü bu akşam Lig TV'de.Sakın kaçırmayın!

6 Ocak 2010 Çarşamba

Lazio arefeyi gösterir bayramı göstermez


1-0 geriden gel 4-1 öne geç.Bravo!

İlk maçında 2 gol at,hemde taraftarın gözünde en önemli maçta.Floccari kafadan 10 puan alarak başladı.


Di Canio'suz bir Livorno maçı ancak böyle bir skorla zevk verebilirdi Lazio sempatizanlarına.

Teşekkürler Lazio.

5 Ocak 2010 Salı

Şike


Ülkemizde şike tartışmaları yaklaşık bi 35-40 senedir var sanıyorum.Yanına teşvik primi-meşru olup olmadığı muhabbetleri ile beraber yıllardır şike konuşuluyor.Bi kaç aydır da Bochum Savcılığı'nın yaptığı şike araştırmasının Türkiye ile ilgili olan kısmı yüzünden şike muhabbetleri ayyuka çıkmış vaziyette.Şike ile ilgili klişe ama belki de gerçek olan inanışlar var.Mesela;


-Şike mi? Her maçta şike var olum bağlanmış her maç,İddaa ayarlıyo işi.

Biraz paranoyakça ama muazzam kitlesi var bu görüşün.Genelde iddaa oynayıp darbe yemiş para batırmış abilerin söylemdir.Pek araştırmacı oldukları söylenemez.Fikri sabit vardır bunlarda.Her maç bağlanmıştır.İddaa bültenine girmiş olan her ülke ve ligleri hakkında yorum yaparak "Finlandiya 2.liginde fena şike dönüyo sakın oynamayın,İsveç'te de Landskrona-Degerfors maçı bağlanmış ilk yarı 1 ikinci yarı 2" gibi söylemlerle kafa karıştırmada sınır tanımazlar.
mackolik.com civarı konuşlanmışlardır.


-Şike yapılıyo ama alt liglerde yapıyolar abi millet çakozlamasın diye.

Bu abimiz de işin çok gözler önünde dönmediğini,alt ligler ve yerel liglerde şike döndüğünü iddia eder.Ona göre İstanbul takımları şike yapmaz.Yapamazlar.Toz konduramaz tuttuğu büyük takıma.Ayrıcabu kadar medyanın merkezine yakın çevrede şike işi hemen ortaya çıkar diye düşünür.


-Almışlar teşviği baksana!

Bu abi de muhtemelen şampiyonluk yolunda yada küme düşmeme mücadelesinde bi takım taraftarıdır.Rakip takımın amaçsız ligde kalmayı yada düşmeyi garantilemiş olmasından yola çıkarak maç içerisinde 2 pas arka arkaya yapması ile bile gaza gelir ve teşvik primi alındığını iddia eder.En az ilk sıradaki abiler kadar paranoyaktır.


-Teşvik primi var,olmalı da.

Bu abi de sokakların kahvehanelerin İddaa bayilerinin İlhan Cavcav'ıdır bi yerde.Kaypak yönetici-teknik adamvari konuşmaları ile teşviğin suç değil futbolun içinde olması gereken bi hadise olduğunu savunurlar."Sen olsan almaz mısın olm o kadar parayı" şeklinde empatiye zorlamaları da en büyük silahlarıdır.


-Klüp yapmaz öyle şey topçularda i.nelik!

Bu abilerin de işi gücü futbolcularladır.Maçı satan takım yoktur,topçu vardır.Genelde kalecilere b.k atarlar.Zalad'sız Ankaragücü-Galatasaray'sız muhabbetleri yoktur,olamaz da.Ayrıca 2 sene amatör kümede top oynamışlığı olan kişiler olarak "bizede geliyodu böyle şeyler ama biz takımımızı satmıyoduk tabi" türünden kendi futbol yaşamlarından(!) kesitleri de sık sık aralara sıkıştırırlar.

2 Ocak 2010 Cumartesi

Ne oldu?


Ntvspor geçen yıl bu zamanlar blog yazarlarının katılacağı bi program yapma planları içerisindeydi.Bahsettiğim program şu aralar yayınlanan "Bağış Erten ve Banu Yelkovan ile Livornoculuk" dan başka bi formatta olacaktı bildiğim kadarı ile.Daha ciddi,daha derinlemesine daha yerel bi formda olacaktı diye duymuştuk.Üstelik kanala yakında bi kaynaktan almıştık duyumu.Ne oldu o iş?

26 Kasım 2009 Perşembe

Çeklerin Yeni Jenerasyon Uzunu - Lukas Magera

90lardan beri kısa forvet görmemiş Çek Cumhuriyeti milli takımı Koller ve Lokvenc'ten sonra yeni pivot santraforunu buldu.

Lukas Magera (Koller ve Lokvenc kadar olmasada) pivot santrafor ortalamasına yakın fiziksel özelliklerde bir oyuncu.1,95m boyunda ve 83kg ve 26 yaşında.Yaşı milli takımda ilk kez forma giyen bir oyuncu için biraz fazla gibi fakat yine emsalleri olan Koller ve Lokvenc'in de bu yaşlardan sonra milli takımda seri şekilde forma giymeye başladığını unutmamalı.
Çek Cumhuriyeti'nin Sparta Prag ile beraber oyuncu yetiştiren 2 klübünden biri olan Banik Ostrava'da futbola başlayan Magera klübünde oynadığı 110 maçta 45 gole imza atmış.2008 sezonunda Çek 2. liginin takımlarından Kladno'ya kiralanan Magera oradan Rumen ekibi Timişora'ya geçmiş.Burada zaman zaman ön libero olarak oynatılmış Gabriel Pancu misali.Bu sezon Timişora ile UEFA Ligi'nde de forma giyerek U21 milli takımından sonra uluslararası tecrübesini güçlendirdi.

Geçtiğimiz Haziran ayında Malta maçında ilk defa milli takıma seçildi.Çok başarısız geçen 2010 DK Elemelerinden sonra kadrosunu yenilemek zorunda olan yeni antrenör Bilek'in kadroda düşünebileceği genç yeteneklerden biri de Magera olabilir.

19 Kasım 2009 Perşembe

Kahrolsun Sömürgecilik


Ulan siyahi futbolcunun "Ben Interli değilim Milanlıyım" demesi ne kötü.Afrikalısın çocuğum sen,ne Milan'ı ne Inter'i?


Kahrolsun sömürgecilik.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Arconada-Casillas

Güzel forma olmuş,nostaljik.Arconada'nın giydiğine benzetmek istemişler sanırım.Formaları benzesin de kaderleri benzemesin.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Düş yakamızdan D-Smart

Bank Asya 1.Lig'in tarihinde maçı tv'den en çok yayınlanan takımı biz olmak üzereyiz.Ligin geçilen 8 haftasında 3.kez maçımızı yayınlayan D-Smart Pazar günkü Ç.Rize maçımızı da naklen yayınlayacakmış.Toplamda 9 haftada tam 4 kez takımımızın maçı yayınlanmış olacak.Bu sefer ki biraz farklı bi nedenden tabi.Ne bizim ligin yeni ekibi olmamızdan(K.Erciyes maçı) dolayı ne de maçımızın Pazartesi olmasından(Karşıyaka-Orduspor-Karabük-.Ç.Rize'nin 'nedense' özel bi durumu var sanki.Onların da her maçı tv den yayınlanmak zorundaymış gibi her hafta televizyondalar.

Aslında şikayetçi olunmaması beklenenen bi durum bu fakat ben Çanakkale'deki maçların tv'den yayınlanmasından rahatsızım.Stada gelip maçını seyredebilecek bir sürü insan kahvelerden yada evinden izliyor maçı.Stada yönlenecek seyirciyi daha sokağa çıkmadan evine bağlayan tv yayınları biz gibi taraftara ihtiyacı hat safhada olan takımlar için berbat bi hadise.

Umarım D-Smart Çanakkale'deki son yayınını yapar.

13 Ekim 2009 Salı

Bayrak Hadisesi - Texas'ın tavrı

Bir futbol maçının içi ancak bu kadar boşaltılabilirdi.Ermenistan maçının sportif manada hiç bir değeri kalmadı gözümde.Tamamiyle politik emellere alet edilmiş bir toplantı olacak.Maç demek istemiyorum zira gözler sahadan çok maç öncesi-sonrası demeçlerde,Ermenliler için alınan sıkı güvenlik önlemlerinde ve tribünde olacak.Saha içi aksiyonu önemini zaten günler öncesinden kaybetmişti.
Bir futbol müsabakasına bu kadar alakasız anlam yüklenince olağan durumlar da abartılı hale geliyor,demeçler şaşkınlık veriyor. Ermenilerin kışkırtılmaması amacı ile maçtan önce bir emniyet müdürü Texas taraftarı olduğu söylenen bir grup Bursasporluya vaaz verdi."Taş sopa yasak çakmak yasak bozuk para yasak" dedi,klasik cümleler zaten biliyoruz eyvallah amirim fakat "Stada Türk ve Ermeni bayrakları dışında bayrağın girişi yasak" cümlesi bi anlık durgunluğa sebep oldu.O kısımda herkesin beyninde aynı şimşek patlamış demek ki.

Eşşeğin aklına karpuz kabuğunu sokmak bu işte! Stada doluşturulacak binlerce apolitik devlet çalışanının zaten öyle bi niyetinin olması,olsa bile gerçekleştirmesi mümkün mü be amirim! Stada az sayıda girecek olan sivil vatandaşın ve bir grup Texaslının aklına Azeri bayrağı açma fikrini sen soktun.Vebali boynuna.Bursa esnafı şimdiden başlamış Azeri bayraklarını asmaya.Gaza gelen bir grup iş adamı da 10 bin adet Türk 10 bin adet Azeri bayrağını dağıttırmış.Tanıdığım milliyetçi Bursaspor taraftarları da yarın stadta bu bayrak olayına bi vurgu yapacaktır.Zaten 1-2 saat önce vali bey de kararından vazgeçmiş ve yolu vermiş "Bayrak sokma yasağı yoktur" şeklinde açıklamayı yapmış.

Yarın çok acayip bi olay bizi bekliyor.Sırf ne kadar bayrak açılacak tepkiler nası olacak Texas bi aksiyona girişecek mi bunları merak ettiğim için izleyeceğim.

Ulan Salih

Malum spor içerikli haberlerin %90'ı milli takımımız şu günlerde.TV'lerde sürekli milli takım haberleri ve ekranda hep yenen gollerin kaybedilen maçların görüntüleri.Gözüme takılan hep aynı gol.2010 DK şansımızı yitirdiğimiz gol.Yani Salihovic'in maç 1-0 lehimize iken attığı o muazzam frikik golü.O gol yediğimiz andan beri beynimde replay durumunda.Paso başa sarıyorum.Düşünüyorum.Bosna-Hersek.Futbol altyapısı pazarı dönen paraları vs. bizim ülkemiz ile karşılaştırılamaz bile.Ama oyunun kaderine etki edecek özellikleri olan bi çok futbolcusu var.Salihovic'in frikiği olmasa Dzeko'nun kafası var Misimovic'in uzaktan çektiği şutu var,as kalecisini aratmayan kavak gibi Supic'i var.

Her ülkede en az 3-5 tane var bunlardan.Bi çok özelliğinin yanında kendisini meşhur eden tek bir özelliği daha olan futbolcular.Ve nedense bizden hiç çıkmayan modelde futbolcular bunlar.

Düşünüyorum şimdi.Milli takımın forvetlerini ele alıyorum.Hani Türk forvetlerinin arasında kalburüstü olanlar onlar ya.Semih,Sercan,Nihat,Mevlüt,Halil.Oyun modelleri aynı,özellikler birbirine denk,aralarında en hızlı koşan kim mesela ayırabilir miyiz? Yada içlerinde en iyi adam eksilten hangisidir? Yahut "Şu hava toplarına çok hakimdir" diyebileceğimiz var mı? Yok.Dümdüz önliberodan bozma forvetlerimiz var.Nihat'ın zaman zaman attığı sert şutlar dışında hepsi birbirine benzer "al birini vur ötekine" modelinde forvetler.

Tamam belki forvet böyle ya diğer mevkiler nasıl?

Kanat oyuncularımız.Arda-Hamit en gözde olanları mesela.İsabetli orta yüzdeleri çok mu yüksek?Değil. Kaleye çektikleri şutların isabet yüzdeleri? O da yeterli değil.

"Uzaktan iyi vurur", "Frikikten atar" "Kornerden asist yapar" hadi bunları geçtim uzun taç atabilen kaç futbolcu var kadromuzda.Günü bırak geçmişte bile Ümit Davala'dan başka hatrıma gelmiyor.Frikik kullanan futbolcumuz bi tek Hami olarak kalmış aklımda.Mhyre'nin çabaları sayesinde Hamit'in hasbelkader attığı frikikler dışında frikikten attığımız gol hatırlayan var mı?

Maçın gidişatına tesir edebilecek kritik özellikleri bulunan oyuncularımız yok.Tıkanan maçlarda hala topu diğerlerine göre biraz daha iyi kullanabilen oyuncuya topu ulaştırmaktan başka çabamız yok.Doldur-boşalt yapmak gerektiğinde oyuna alabileceğimiz uzun santraforumuz yok.Rakip savunmayı yıpratacak dripling yapacak forvetimiz yok.
Alın işte yıllar yılı oyunu dikine oynayabilen adam eksilten bi Arda Turan çıkmıştı ki savunmacılar onun da şifresini çözdü,devreleri yandı çocukcağızın.Kendini çalımlar oldu.Oyununa katamadı.Şut çekeceği noktalarda dahi bu yönünün eksikliği yüzünden savunmaların arasına dalar oldu.

"Amma sert vuruyo kerata" dediğimiz Sabri hala sadece sert vuruyo.İsabet? Allaha emanet.

Savunmacılarımız? Memlekette kanun mu kural mı bilemiyorum,boyu belli uzunluktan daha yüksek değerde olan insanlarımıza potansiyel stoper olarak bakılıyor.Aynı modelde Gökhan-Servet ile nereye kadar.Üstelik o boylarına rağmen çıktıkları hava toplarında çok etkili olduklarını söylemek de mümkün değil.Skora katkı? Servet gününde falan olursa.Gökhan Zan'ın ihtimali bile yok.

Üstelik bu durumu aksine çevirmek için oyuncularımızın belli yönlerini geliştirmeye çalıştıklarına da inancım yok.Alttan gelen ve kendine has özellikleri olan oyuncu da göremiyorum açıkçası.Düz,dümdüz futbolcularla,orta karar savunmalar ortasahalar forvetler ile ne başarı beklenir takımlarımızdan ne de görsellik.