27 Şubat 2009 Cuma

Maç Özeti Klişeleri

-İzmit İsmet Paşa Stadı'nda yağmurlu bir havada oynandı Kocaeli-Gaziantepspor maçı ve tribünlerde 12bin biletli seyirci.

-Şiddetle puana ihtiyacı olan taraf Sakaryaspor'un ataklarını sıklaştırdığı dakikalar-Pozisyonu dikkatle izliyoruz,Şevket...Aşırtma bir vuruş...Savunmaya çarpan top.Ve top ağlarda.İlginç bir gol.

-Hakkı skoru belirleyen golü kaydediyor ve karşılaşma 2-1 Adanaspor üstünlüğü ile sona eriyor.

-Kendisinin ikinci takımının üçüncü golü.

-Kalan dakikalarda da gol olmayınca karşılaşma 0-0 sona eriyor.

-Orhan Erdemir'in son düdüğüyle maçı kazanan taraf Gençlerbirliği oldu.

24 Şubat 2009 Salı

Taner - Hübner

1-2 ay öncesine kadar spor programlarında bile adı geçmezken bugün anahaber bültenlerine konu oldu Taner Gülleri.Sebebi malum; Galatsaray'a attığı 4 gol.Galatasaray'a değil de herhangi bir anadolu takımına atsaydı o golleri bizim "taze boka konucu" basınımızın ilgisi farklı olurdu.32 yaşında olması ile alakalı olarak "Keşke genç olsaydı..." diye uzun uzadıya yorumlar görüyorum sağda solda.Bu tarz yazılar bana Taner'in Türkiye'de 32 yaşında yaptığını zamanında Serie A'da 35 yaşında yapmış olan tecrübeli,kurnaz bir golcüyü hatırlattı.Dario Hübner.


Kariyer açısından çok benzerlikler var Taner ve Hübner arasında.Taner Adana Demirspor ile başladığı kariyerinde çoğunlukla 1.ve 2.lig takımlarının kadrolarında yer aldı.Başarılı olduğu dönemler hep alt liglerde oynadığı dönemlere tekabül etti.Geçtiğimiz sezon Kocaelispor ile Süper Lige yükseldi,aynı zamanda 21 golle gol kralı oldu.Bu sezonki formu ile Süper Lig'de de gol atabilecek kalitede olduğunu gösterdi.Bir çoğu büyük takımlara olmakla beraber an itibari ile 13 gole imzasını attı.Gol krallığındaki iddiası belli.

Taner'in karyerine tıpatıp benzeyen bir kariyere sahip olan Hübner de futbola İtalya'nın alt lig takımlarında başladı.Serie C'de Pergocrema,Fano Calcio ve Cesena'da oynadıktan sonra nihayet Brescia'da Serie A ve Serie B'de forma giydi.Bu döneme kadar biri Serie B biri Serie C'de olmak üzre 2 kez gol kralı oldu.
2001-2002 sezonunda Piacenza forması altında kariyerinde tavanı gördü ve o dönem Ronaldo,Shevchenko,Inzaghi,Batistuta,Crespo gibi forvetlerin oynadığı bir ligde 24 gol atarak gol kralı oldu.Takımının Ligi 12.bitirmesi ile kümede kalmasını sağladı.Sonraki sezonlarda aynı formu tekrar edemedi ve kariyerini yine alt liglerde bitirdi.O yılki formu ile 2002 Dünya Kupası için İtalya milli takımına seçilmesi gündeme geldi,fakat olmadı.1 kez bile milli formayı giyemeden kariyeri bitti.

Belki Taner için durum Hübner kadar geç kalınmış değil.Adı yavaş yavaş milli takım ile anılıyor.İspanya maçları için aday kadroya dahi çağırlabilir.Ama milli kariyer öncesinde Kocaelispor'u ligde tutma gibi bir sorumluluğu var.Zamanında 35 yaşındaki Hübner'in 3 puan farkla Piacenza'yı ligde tuttuğu gibi Taner'in de golleri ile Kocaelispor'u ligde tutabilmesi önemli.Bunu başarır ise kendisine yapıştırılan "2.lig golcüsü" etiketini söküp atmakla birlikte Kocaelispor taraftarının da yıllarca unutamayacağı bir sembol futbolcu olabilir.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Mustapha Hadji

İddaa oynarken Nancy-Lyon maçına yanlışlıkla 1 oynamışım.Oran 3,20 Lyon kaybeder mi acaba Nancy de skoru değiştirebilecek isim var mı diye bi umutla girip kadrolarına baktım.O da ne.Hadji.Soranlara " Ohoooo Hadji bıraktı olm diyoduk,yalan mı olduk yani.Hem bu herif 40ına meriven dayadı ulan " diyoduk,nooldu? Maçın TV yayını da vardı,açtım baktım.Bildiğin Hadji.98 Dünya Kupası'ndan önce ve Dünya Kupası'nda bu adamın şanını şöhretini hatırlıyorum.Fas'ın Zidane'ı idi adeta.98'de ayrıca Afrika'da yılın futbolcusu seçilmişti.Deportivo,Coventry ve Aston Villa'dan sonra ne yaptı nerelere gitti hiç haberim yoktu.
Ama an itibari ile Nancy'de oynayan ve Lyon maçında bir de penaltı kaçıran mevzubahis Hadji bizim bildiğimiz Hadji değilmiş.Onun kardeşi Youssouf Hadji'ymiş.Çok da benziyo keratalar.Zannediyorum ki zamanında abisinin torpili ile abisi gibi Nancy'de futbola başlamış.Abisi gibi bi kariyere ve popülariteye sahip olması zor gibi,zira Fransa dışında hiç bir klüpte oynamamış.Fas milli takımına da zaman zaman seçiliyor sanırım.Keşke şu an Nancy'de oynayan ufak Hadji değil de büyüğü olsaydı,nostaljinin kralı olurdu be."Ulan biz bu herifin 98'deki hallerini hatırlarız be" deme zevkini yaşardık.

22 Şubat 2009 Pazar

Che Portiere! - Carlo Cudicini

Tottenham'ın yeni kalecisi,9 yıldır Premier Lig'de kariyerini sürdüren Cudicini'nin Cech transfer edilip yedek kalana kadar Chelsea'de yaptığı kurtarışlardan bir derleme.Umarım Tottenham forması ile de benzer kurtarışlar yapar.



Kısa kısa...

-Inter'in deplasmanda Bologna'yı 2-1 yendiği maçta maçın sonlarına doğru yaptığı kurtarışlarla galibiyette büyük payı olan Julio Cesar lig maçlarının önemli olduğunu ve Şampiyonlar Ligi öncesindeki lig maçlarına odaklanmak için normalden fazla çaba göstermeleri gerektiğini söyledi.Man. Utd. maçı için de çok fazla telaşlanmalarına lüzum olmadığını ve çok kaliteli bir ekip olduklarını belirtti.Aksayan Inter savunmasının arkasında muhakkak ki Julio Cesar'a salı günkü maçta büyük iş düşecek.

-Espanyol kalecisi Kameni kazandıkları Barcelona derbisinden sonra Espanyol'dan sezon sonunda ayrılacağını ve mümkünse Premier Lig'den bir takım ile anlaşmak istediğini açıkladı.Espanyol taraftarın tepki ve tehditlerine rağmen özveri ile oynuyor Kameni,profesyonellik adına örnek alınması gereken bi davranış.Gittiği yerde başarılı olur umarım.

-Man.Utd demişken gol yememe serisini 8 Kasım 2008'den bu yana sürdüren kaleci Van Der Sar Blackburn maçında Santa Cruz'dan yediği gol ile bu alandaki rekoru kırma başarısını gösteremedi.Yine de Avrupa'da üst seviye ligler arasında en uzun süre gol yemeyen kaleci olarak adını hem klüp hem de lig tarihine yazdırdı.

-Liverpool kalecisi Reina İspanyol Radyolarından birine verdiği demeçle Atletico Madrid'e transferi gibi bir durumun söz konusu olmadığını açıkladı.Eski bir Atletico oyuncusu olan babasının kendisinin de Atletico'da oynamasını çok istediğini fakat şu an için mümkün olmadığını söyledi.Ayrıca "Bir gün İspanya'ya dönecek olursam ilk tercihim Atletico olur" dedi.Barcelona alt yapısından yetişmiş bir futbolcunun Madrid takımında oynamak istemesi enteresan geldi.Sermet Şükürvari söylemlerle oğlunu Atletico'ya göndermek isteyen baba Reina'da "futbolcu babası tripleri"nin ne kadar evrensel olduğunu gösteriyor.

21 Şubat 2009 Cumartesi

Katalan Yayıncılık'dan "Barcelona'yı Nasıl Yendim" Mauricio Pochettino

İspanya'nın aslında derbi olmayan R.Madrid-Barcelona derbilerinden sonra böyle ufak derbileri de var.Atletico-Real,Espanyol-Barça,Deportivo-Celta ve Sevilla-Betis gibi.Hiçbir zaman R.Madrid-Barça maçları kadar heyecan uyandırmasa da derbi sayılmasa da en nihayetinde La Liga maçıdır dedik,izlemeye koyulduk.

Aman yarabbi! Bu nası maç.Küçük derbi büyük heyecan.Ercan Taner'in gerilimli sesi,Barça taraftarının hakeme ve Espanyol oyuncularına anormal tepkileri ile derbi havasını soluduk önce.Espanyon'un Barça'dan bu sezon gol yemeyen tek takım olması Barça taraftarını da gaza getirmiş hafiften.Sonrasında De La Pena'nın Rıdvan Dilmen'in " Bu mevki bitti artık dünya futbolunda.10 numara oyuncu oynatmıyor büyük takımlar" sözüne "Ben varım Rıdvancığım, al bak dünya devi Barcelona'ya da 2 tane salladım hatta" der gibiydi.Gerçi De La Pena-Rıdvan Dilmen dialoğu ne kadar uzak ve abuk bi dialog olsa da De La Pena hala takımını 10 numara olarak yöneten yönlendiren oyunun gidişatına skor olarak tesir eden futbolcuların hala geçerliliğini koruduğunu gösterdi cümle aleme.Luis Garcia'nın da zaman zaman yaptığı Barça savunmasının dengesini bozan presi de unutulmamalı.Ha bir de Espanyol taraftarının üzerine "Are you player?" diye saldırdığı Kameni de Barça'dan 2 maçta da gol yememe başarısını gösterecekti.Olmadı ama maçın kaderine etkiyen oyunculardan biriydi.
Barça'da sahaya çıkan 11'deki noksanlar oyuna da yansıdı.Messi ve Eto'o'nun da gününde olmayışları ile beraber ofansif anlamda kısır kalan Barça tüm gücünü kullanarak hücum ettiği anlarda ancak Toure'nin karambole golü ile sayı üretebildi.Golden sonra herkes Barça'nın 2.gol için saldıracağını,baskı kuracağını düşünürken tam tersi oldu Espanyol kontralarla iyi çıktı hatta goller kaçırdı.

Gelene 6 gidene 7 sallayan Barça'ya kendi sahasında kümede kalma mücadelesi veren rakibinin kök söktürmesi çok hoşuma gitti açıkçası.De La Pena'nın yetiştiği klübünden intikam alırcasına oynaması da maça tad veren unsurlardan biriydi.

Uzun lafın kısası Pochettino "Barcelona nasıl mağlup edilir"in dersini verdi bu gece.Böylesine olağanüstü bir takım sanıyorum sadece bu gece Espanyol'un oynadığı gibi bir oyun ile mağlup edilebilirdi.

File bekçisi topu filelere gönderdi

Yazacak mevzu bulamadığımda abanıyorum videoya,yalan yok.Bu video kaleci abilerimizin attığı gollerin derlendiği bir video.Frikikten,penaltıdan,kornerden gelen topa kafayla vs vs..İçlerinde en beğendiğim Massimo Taibi'nin golüdür.Benim diyen santrafor o kadar nizami bi kafa vuruşu yapamaz.


20 Şubat 2009 Cuma

Che Portiere! - Jeremie Janot

"Kaleciler hafiften deli olur" diyen abilere amcalara kızıyordum da bu adamın varlığından haberdar olduktan sonra vazgeçtim.Şekil itibari ile kaleciden,sporcudan ziyade "Şovumu yapar alkışımı alır kaçarım babuş" mantalitesinde bi akrobat gibi.

Fransız geleneği 16 numaralı kaleci formalarına yeni bi soluk getiren Janot bu güne kadar işte bu enteresan formalarla sahaya çıktı;

Çılgın ama bir o kadar da başarılı,istikrarlı bi kaleci Janot.Kariyerinin tek klübü olan St. Etienne'de 1996'dan bu yana yaklaşık 250 kere forma giydi.Taraftarın en sevdiği isimlerden biri,ayrıca takım kaptanı.2010 DK elemeleri öncesinde kalesi için belirsizlik olan Fransa Milli Takımı için de adı anılıyordu fakat Domenech yine tuhaf tercihlerle kaleye Janot'un yerine genç tecrübesiz Lloris ve Mandanda'yı ve hatta Marseille'nin kapı dışarı ettiği Carrasso çağırdı.Fiorentina kalecisi Frey gibi Janot'da Domenech'in Fransa Milli takımından ayrılmasını 4 gözle bekliyor.

İşte bu kısa boylu renkli formalı klasik kısa boylu 16 numaralı Fransız kalecinin kurtarışları;



18 Şubat 2009 Çarşamba

Van Der Sar,rekor ve ince hesaplar

Bu gece 22.00'da oynanacak Fulham maçında rekortmen adayı kaleci Van Der Sar gol yememesi durumunda,Avrupa'da üst düzey ligler içinde en uzun süre gol yememiş olan eski Atletico Madrid kalecisi Resino'yu geçecek.Toplamda 1302 dakika gol yememiş olacak ve genel sıralamada 5 olacak.Listenin en tepesinde Mazaropi var ve 1816 dakika gol yememiş.Van Der Sar'ın Mazaropi'nin de ünvanını alabilmesi için 514 dakika yani 5 tam maç ve 6.maçın 64.dakikasına kadar gol yememesi gerekiyor.5 tam maç sırası ile;Blackburn,Portsmouth,Newcastle,Liverpool ve Fulham.Liverpool maçı dışında ManU bütün bu maçlardan gol yemeden çıkabilir gibi.6.maç yani rekoru kırabileceği maç ise Old Trafford'da Aston Villa maçı.Tarihi Nisan ayının 4'ü.Van Der Sar bu rekoru kırma başarısı gösterir ise Premier Lig'de 8 Kasım 2008'den 4 Nisan 2009'a kadar gol yememiş olacak.

Bu rekoru kırması halinde zannediyorum ki ingiliz kraliçesi tarafından bilumum ünvanlara layık görülecek,Man.Utd. efsanelerinden biri olucak hatta heykeli falan dikilecek.Tabi bu akşamki maçın 62.dakikasında bir gol yerse adı sadece IFFHS listelerinde geçen eski bir kaleci olarak da kalabilir.İzleyip görelim.

Özledik - 1



Neredesin güzel insan Di Canio?

17 Şubat 2009 Salı

Büyük Koray

Dardanelspor ile ilgili uzun süredir yazmıyordum ama ard arda gelen 6 galibiyet ve bu yazıya konu olan Koray Kurt'un 16 gole ulaşmış olması ile yazmaya karar verdim.

Oyuncu izleme-değerlendirme hususunda Türkiye'de belki de en başarılı bir iki isimden biridir Nahit Güzel.Memleketin doğusunu batısını tarar potansiyeli en fazla olanları seçer getirir Çanakkale'ye.Daha önce Dardanelspor'dan büyük klüplere transfer olan Hasan Kabze,Mehmet Topal,Gökhan Zan gibi futbolcular hep bu yollarla çok küçük yaşlarda klübe kazandırıldı ve İstanbul klüplerine satılarak milli takım seviyesine kadar yükseldi.Saydığım isimlerin Çanakkale'ye geliş yaşları 15-16 yaş aralığı idi.

Fakat son 2-3 sezondur bu yaş aralığındaki futbolculardan vazgeçildi,U21 seviyesindeki gençlere yönelildi.Bu isimlerden ilki de Koray Kurt oldu.Takımda.Akhisar Belediyespor'dan çok cüzi bir bonservis bedeli ile transfer edilen Koray ilk sezonunda Deniz Kolgu,Göksel ikilisinin ardında zaman zaman forma şansı bulabiliyordu.Kademe ve Yükselme grubunda toplam 8 gol atması gelecek sezon takımda tekrar yer bulabileceğine işaretti.Bu sezona ise çok hızlı bir giriş yaptı.Geçtiğimiz haftasonu deplasmanda oynanan Gebzespor maçında attığı gol ile Kademe ve Klasman gruplarında toplamda 16 gole ulaştı 25 yaşındaki Koray.Adam eksilterek oynayan santraforların neslinin tükendiği bir dönemde kapalı savunmalara karşı birebir gelecek bir oyuncu.Driblingleri muhteşem,ayrıca gerektiği zaman sağ kanatta da görev yapabiliyor.Forvetteki partnerlerine de servis yapıyor.Bu gözler 18 Mart Stadı'nda Hasan Kabze'yi de seyretti,ama iddia ediyorum ki Koray Kurt Hasan Kabze'den daha yetenekli ve eğer bu sezonun sonunda takımdan ayrılıp Süper Lig takımlarından birine transfer olur ise Hasan Kabze'den daha başarılı olacak.Şu ana kadar kendisini Trabzonspor'un izlediğini biliyoruz.Ama gelenektir,Adnan Sezgin gelir izler alır götürür.Mehmet gibi Hasan gibi Fevzi gibi Koray da apar topar Galatasaray'a imza atabilir.

Kısa kısa...

-Napoli'nin "yeni" kalecisi 39 yaşındaki Bucci kariyerini Napoli'de sonlandırmak istediğini söylemiş.E bi zahmet.

-Haftasonu Glasgow Rangers'in elinden zor kurtulan Celtic'de Aiden McGeady ve McManus alınan 1 puanı kaleci Artur Boruc'a borçlu olduklarını söylemişler.Boruc derbi maçta yaptığı kurtarışlara Celtic'i ipten alan oyuncu olmuştu.

-Marsilya teknik direktörü Gerets Twente maçı öncesi Mandanda'nın sakatlığının uykularını kaçırdğını,kalecilerinin bu maçta kendilerini yanlız bırakmaması için dua ettiğini söylemiş.

-Premier Lig'de 563 kez forma giyerek rekor kıran Portsmouth'un 40lık kalecisi James oynamaya devam etmek istediğini ve bu rakamı yükselteceğini söylemiş.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Ricken bıraktı

Borussia Dortmund'un 1996-97 yılında Şampiyonlar Ligi'ni kazanan efsane kadrosunun futbol hayatını sürdürmekte olan tek üyesi Ricken de futbolu bıraktığını açıkladı.Juventus'u yenerek kazandıkları finalde Chapuisat'ın yerine oyuna girmiş ve Peruzzi'nin üstünden enfes bir aşırtma ile son golü atmıştı Ricken.O gol ile adını duyurmuş Avrupa'nın gelecek vaad eden yetenekleri arasında gösterilmişti.BVB forması ile 1 Şampiyonlar Ligi 3 de Bundesliga şampiyonluğu yaşayan alman futbolcu kariyeri boyunca Dortmund klübü dışında hiçbir klübün formasını giymedi.2 sezon önce Thomas Doll ile tartışıp Dortmund II'ye yollanan Ricken futbolu bıraktığını açıklamış,daha sonra kararından vazgeçip takımına geri dönmüştü.

Alt yapısından yetiştiği ve aktif futbol hayatını sonlandırdığı klüpte alt yapı koordinatörlüğü görevine getirildi.



Bir programın daha sonuna geldik

Juventus'un Sampdoria'ya kaybettiği 2 puandan sonra bu geceki maç Milan açısından daha da önemli hale gelmişti şüphesiz.Derbinin ilk dakikalarında sezonun ikinci yarısındaki tüm maçlar gibi daha baskılı oynayan topa hakim bir Milan seyredeceğimi ummuştum lig sıralamasındaki bu durum nedeni ile.Gelgelelim Inter son 2 sezondur yaptığı gibi hevesleri kursakta bırakma geleneğini sürdürdü.7 puan fark attığı rakibinin puan kaybı yaşadığı haftada,mutlak kazanmak zorunda olan rakibine karşı,hemde hafta içi çok önemli bir Man.Utd. maçı oynayacakken bu denli oyuna hakim bir Inter beklemiyordum.
Mourinho'nun haftaiçinde takımın kilit oyuncularından biri Vieira'yı Man.Utd. maçına saklayacağını açıklamasından sonra Milan karşısında rölanti bir oyun oynayacakları belliydi.Yine de maçın ilk 25-30 dakikasında tempoyu belirleyen taraf Inter'di.Ibra ve Adriano'yu besleyen Muntari Stankovic ve Zanetti ile Inter gole daha yakın oynayan takımdı ki bu dakikalarda Maicon'un kestiği ortada Adriano tartışmalı bir gole imza attı.43.de de Ibra'nın servis ettiği topta Stankovic 2. golü attı.Maçın henüz başında kaçırdığı o mutlak golü de telafi etmiş oldu. Milan ilk yarıda final pası üretmede büyük sıkıntı çekti.Kanatlara işlerlik kazandıramadılar.Özellikle Seedorf oyun kurmayı bir türlü beceremedi ki o anlarda Milan taraftarları hep Kaka'yı anmışlardır eminim.Beckham önceki maçlarının aksine etkisizdi,Pato çok yalnız kaldı.
2.Yarı başlarken herkes Inter'in farkı açacağını düşünüyordu sanırım.Fakat defansif oynamayı unutan Maicon ve Zanetti'nin kanadından Ronaldinho ve Jankulovski tehlikeli bindirmeler yapmaya başladı.Milan'ın tamamen hücumu düşündüğü dakikalarda Inter kontralarla gol aradı.Ibrahimovic'in pasında Maicon'un savunmanın arkasına sarktığı pozisyonda Abbiati ortasahaya kadar çıkarak atağı bertaraf etti.Maç 3-0 olabilecekken bu pozisyonun devamında Jankulovski'nin pasında Pato golü attı.Beckham'ın yerine giren Inzaghi'nin girdiği pozisyonlar ve sayılmayan golleri de heyecan yarattı bünyelerde.Ofsayta yakalanma hastalığı tedavisi mümkün olmayan bir hastalıkmış bu gece Inzaghi ile tekrar gördük.Vieira'nın ve Burdisso'nun da oyuna girmesi ile Milan'ın zaten aşamadığı Inter savunmasını aşması o dakika itibari ile mümkün olmadı.
Maçın son 10 dakikasında Inter farkı arttıracak 1-2 pozisyon daha bulsa da Abbiati gayet yerinde hamlelerle topu bloke etmeyi başardı.Milan'ın maç boyunca ayakta kalan tek oyuncusu belki de Abbiati idi.

Maldini'nin de son derbisi oldu sanırım bu maç.Adriano ile girdiği ikili mücadeledeki hali ile Serie A'da oynamak için artık yeterli kondüsyonunun kalmadığını kendisi de gördü sanırım.

Netice itibariyle Inter bu sezon da Serie A'da heyecansız son 5-6 hafta yaşatacağını gösterdi.Juventus ile puan farkını 9'a yükseltti.Artık tüm güçlerini tüm motivasyonlarını Şampiyonlar Ligi maçlarına yönelteceklerdir.

15 Şubat 2009 Pazar

Hey gidi...

Fotografta sağdaki çocuk Lazio'nun o dönemki geleceği parlak genç yeteneği Alessandro Nesta.

9 yaşında girdiği Lazio alt yapısından 26 yaşında dünyanın en iyi savunma oyuncusu olarak çıkmıştı.Lazio tarihnin en parlak döneminde savunmada hep o vardı.Milan ile 2 Şampiyonlar Ligi 2 Süper Kupa kazandı.2006 Dünya Kupasında Çek Cumhuriyeti maçında geçirdiği sakatlık ve tam iyileşti derken sürekli nüksetmesi ile 1 yıldır ayağını topa süremedi.ABD'de geçirdiği tedavi sürecinin ardından İtalya'ya dönüşü Inter maçı öncesi kadroya alınacağı söylentileri Milan taraftarlarını heyecanlandırsa da tam aksi bir gelişme ile sakatlığının sürdüğü ve iyileşmesinin zaman alacağı açıklandı.Ve artık kariyerinin bitme noktasına geldiğinden bahsediliyor.