Aslında Belçika maçı için bu konuyu yazma amacındaydım fakat Fatih Terim ilk 11'i açıkladığında Bosna Estonya'yı yenip filmi koparmamıştı henüz.O açıdan Belçika maçı hoş görülebilir.(Şahsım tarafından değil tabii ki.Milli takıma futbolcularını yollayan 3 büyükler tarafından)Ermenistan maçının ilk 11'ini merak ediyorum şimdiden.Zira milli takımın oyuncu kadrosunun %90'ını oluşturan 3 büyük klübün oyuncularının milli takımdan sakat dönmesi şikayeti var uzun süredir.
Zamanında Rüştü'nün İtalya ile oynanan hazırlık maçında sakatlanışı ve Fenerbahçe-TFF arasındaki problem ve geçtiğimiz Estonya maçında sakatlanan Gökhan Zan için Riijkard'ın Fatih Terim'e serzenişi akıllarda.Estonya ve Bosna maçları için Fatih Terim ve ekibinin geçerli sebepleri vardı fakat bu sefer durum farklı.Tamamen formalite maçı.(Politik önemini göz ardı ederek).Ve 3 büyük klübün önümüzdeki haftalarda önemli maçları var.(Galatasaray-Trabzon Fenerbahçe Galatasaray,Beşiktaş-Wolfsburg..)
Bakalım Fatih Terim 3 büyük klübün bu durumunu göz önüne alacak mı? Maça ideale yakın bir 11 ile ile çıkıp sakatlık yaşanır ise klüplerin tepkisi ne olacak,görevini tamamlamış olan Fatih Terim ne cevap verecek?

Şenol Güneş geldi aklıma."hmmmm,hıııı" diye inleyen arkadaşların arasından biri "O da basınla mücadele edemiyor be kardeşim,neydi o Dünya Kupası zamanları.3.olduk adam hala şeklini koyamadı,her zaman eleştirildi" dedi.Basına karşı koyma hususu milli takım antenörlüğü için önemli bi özellik.Zira eleştirilere gerekli tavrı takınarak cevap veremiyorsanız basın hep üzerinize geliyor her yönünüzü eleştiri konusu ediniyor.Ki hatırlıyorum Şenol Hoca'nın giydiği takım elbiselerine bile eleştiri gelmişti 2002 Dünya Kupası'nda.Ayrıca antrenörlük dehası olmadığı da kesin.Ertuğrul için duyduğum şüphelerin büyük bi kısmını Şenol Hoca için de duydum.
Yerli hocaları tükemek üzereyken arkadaşın biri "Lan Bülent Uygun olabi..." demeye kalmadan kendisini evine doğru uğurladık.Aşırı dozda demli çaydan beyni bulanmış garibimin.


Bu türün 2.gelişmiş halleri de kendi takımlarımızın değil yabancı takımların serilerine takmış vaziyettedir.Daha elim ve vahimdir.Real Madrid'in galibiyet serisi bitsin diye Osasunalı Villarealli olan arkadaşlarım var,üzülüyorum,utanıyorum.

Geçtiğimiz sezonki Koller girişiminin söylenti olmadığı ise bu sezon başında belli oldu.Tolunay Kafkas yada Süleyman Hurma Koller ayarında bir santraforu gidip Portekiz'den bulup getirdi.Sezonun hemen başında Portekizli Ariza Makukula takıma kazandırıldı.
Aslında ülkemizde pek tanınmasa da zaman zaman Portekiz Milli takımının formasını dahi giyen bi oyuncu Zaire asıllı Makukula.Ve bu sezona gayet iyi başladı.Galatasaray maçında attığı gol ile ne derece tehlikeli bir santrafor olduğunu gösterdi.Sonrasında Denizli maçı ve bu akşam oynanan Beşiktaş maçı ile gol sayısını 3'e çıkarttı.
Makukula sezon sonuna dek,hava toplarında sıkıntı yaşayan Türk takımlarının savunmalarına zor anlar yaşatır ve Kayserispor için bir çok sayı üretir kanaatimce.Ayrıca Kayserispor'lu yöneticiler La Liga ve Premier Lig tecrübesi bulunan bir santraforu kiralık da olsa takımlarına kazandırarak muazzam iş çıkarmışlar.Süper Lig'e en azından UEFA Kupası'na katılma hedefi ile başlayan kalburüstü Anadolu klüplerimiz Kayserispor'un bu hamlesini görmeliler ve bu transfer politikasını benimsemeliler.Bursaspor Eskişehirspor Gaziantepspor gibi klüplerimiz bu ayarda transferleri yapacak maddi güce sahipler.
"Sezona fırtına gibi başlayan" diye girip bu aralar ne kadar formsuz ve istikrarsız olduğundan dem vurulan Lazio bugün maçın başında Roma'yı nasıl da komaya soktu! Derbi maçların favorisi olmaz klişesinin yanında bir de ligde daha alt sırada olan kazanır eklenmeli bence.Dikkat ediyorum 2 takım arasındaki maçlarda üst sıradaki kimse maçı kazanmak zorunda olan ligde hedefleri bulunan hangi takım ise o takım daha bozuk bir konsantrasyonla ve tutuklukla maça başlıyor.Bugün de öyle oldu ŞL yahut UEFA hedefinde olan takım Roma iken ligdeki hedeflerinden uzakta ve istikrarsız olan Lazio kazanmak zorunda gibiydi.



Daum'un Almanya'dan bulup getirdiği şapkalı kaleci Aumann'ın beğenilmemesinden sonra kaleye Hırvat Mrmic geçirilmiş arkasına da Muğlaspor'dan 18 yaşında genç bir kaleci olarak transfer edilmişti.Kaleyi devraldığı ve neredeyse tüm maçlarda oynadığı 1999-00 sezonunun şampiyonunu tayin edecek maçta Galatasaray'a karşı yediği
Antep'te yarım sezon boyunca 7 kez forma şansı bulan talihsiz kaleci sezon sonunda gittiği Samsunspor'da da bir sezon boyunca sadece 1o kez oynayabildi.Henüz 25 yaşında bir kaleci olarak kariyerinin 5.klübü Malatyaspor forması ile 3 sezon boyunca kaleyi korudu.Bu dönem içerisinde kendisini toparladı.3 Büyüklere karşı başarılı maçlar oynayarak adını tekrar duyurdu.Hatta adı tekrar milli takım için bile anılmaya başlamıştı.Fakat 2006'da Malatyaspor'un küme düşmesi ile beraber Fevzi'de takımdan ayrılan oyunculardan olmuş,Süper Lig takımlarından Manisaspor ile anlaşmıştı.Manisaspor'da 1 numara olmayı başaramayıp Bülent Ataman'ın arkasında beklemişti.O sezondan sonra Malatyaspor'a geri dönüp tutunamamış ve başladığı yere Fethiye'ye geri dönmüştü.2008 sezonu sonunda 30 yaşında bir kaleci olarak artık kariyerini bitirme noktasına gelmişken geçtiğimiz Ocak ayında Bank Asya 1.Lig takımlarından Diyarbakırspor'a transfer olarak herkesi şaşırttı.Ve Diyarbakırspor forması ile oynadığı son 4 lig maçında gol yememeyi başardı.
Diyarbakırspor Fevzi Tuncay'ın da iyi oyunları ile Süper Lig'e yükselebilir.Fevzi'de 32 yaşından sonra atlattığı onca badireden,iniş ve çıkışlardan sonra ayakta olduğunu gösterebilir.



O maça kadar 1 numara olan Hakan o maçtan sonra sezon bitimine kadar hem Beşiktaş'da hem milli takımda sakatlık-ceza durumları dışı forma şansı bulamadı.Bu sezonun başında yine Liverpool maçına benzer şekilde Ukrayna'nın Metalist takımı ile oynanan maçta da yediği 4 gol sırt numarası olan 84 ile dalga geçilmesine sebeb oldu."Köy takımından 4 gol yedi" diye onu eleştirenler Metalist UEFA'da tur atladıkça afallıyorlardır umarım.