2 Şubat 2009 Pazartesi

Given Man.City'de

Buffon'a niyet Given'a kısmet oldu aslında.Buffon ile Given'ın kalecilik yetenekleri arasında bariz fark var fakat M.City Premier Lig içinden transfer edebileceği en kaliteli kaleciyi aldı dersek yanlış olmaz.Ama yine de Arap abilerden beklenen düzeyde sansayonel bi transfer olmadığı kesin.

11 sezon Newcastle kalesini koruyan Given 5-1 kaybedilen Liverpool maçından sonra "Bu takımdan artık bi numara olmaz" diye düşünmüş olmalı ki takımdan en geç sezon sonunda ayrılmak istediğini açıklamıştı.Bir çok maçta takımının ayakta kalan tek ismi olan Given'dan sonra Newcastle'ın işi daha da zorlaştı.Bu transferden sonra takımın 1 numarası konumuna gelen Steve Harper geçtiğimiz sezon Given'ın sakatlığı döneminde onu çok aratmıştı.Yine öyle olmaz umarım.

Fenomen Muslera

7 Ekim 2007 Lazio 1 - Milan 5
1 Şubat 2009 Lazio 0 - Milan 3

Temiz iş.

30 Ocak 2009 Cuma

Napoli kalecisiz kaldı

Tecrübeli eldiven Iezzo'nun ardından Cavese ile oynanan hazırlık maçında da 2.kaleci Arjantinli Nicolas Navarro sakatlanmış ve Napoli 3.kaleci Gianello'ya muhtaç olmuştu.

2-1 kaybedilen Chievo ve 3-0 kaybedilen Roma maçında kaleyi "başarı" ile koruyan İtalyan arkadaş da Fiorentina maçının 28.dakikasında sakatlanınca Napoli kalesi 17 yaşındaki tecrübesiz Luigi Sepe'ye kaldı.Fiorentina maçında yediği 2 golle Serie A için çok tecrübesiz ve yetersiz olduğunu gördük genç kalecinin.Fakat ne Iezzo ne Navarro ne de Gianello (Ninja Turtles gibi oldu) henüz hazır değil ve yarın oynanacak Udinese maçında kalede yine 17 yaşındaki Sepe olacak.

Yaşadığı bu kaleci sıkıntısı ile Napoli üst üste 4.mağlubiyetini almaya çok yakın.Sezona fırtına gibi girip sonradan hayal kırıklığı yaratanlar listesine Lazio'dan sonra bu haliyle Napoli'yi de ekliyoruz.

Kalac mı? Aman tanrım!

Lazio Milan'ın 36 yaşındaki Avusturalyalı kalecisi Kalac'ı transfer dönemi bitmeden kadrosuna katmak istiyor.Başkan Lotito Milan Asbaşkanı Galiani ile görüşüp büyük ölçüde anlaştı.4-1 biten Cagliari maçının faturasının da böylece kime kesildiği belli oldu.Bence çok büyük bir yanlış yapılıyor.Savunma kurgusunda düzenlemeler yapılması gerekirken kaleye alternatif aramak büyük saçmalık.

Ayrıca varsayalım ki sorunlu bölge kale.Bu durumda kaleye Kalac gibi istikrarsız,beceriksiz ve sakatlıktan henüz kurtulmuş bir kaleciyi düşünmek akıl karı mı? Carrizo'nun transferi için 1 yıl uğraşıldı,sadece 21 hafta mı tahammül edilebildi? Kalac Lazio'da ancak Muslera'ya abilik yapar,12 numara bile olamaz.Olmamalı.

Che Portiere! - Abbiati

Milan'ın hediyelik kalecisi Abbiati bu sezon başında Dida'nın sakatlanması ve Kalac'ın kötü formu ile kaleye geçmişti.Atletico'da geçirdiği başarısız bir sezonun ardından Milan kalesini koruyacak olması herkesin ona şüphe ile bakmasına sebep olmuştu.Ama onun varlığında Milan üst üste 8 maç kazandı.87. dakikada yenen golle 1-1 biten Genoa maçından sonra adeta çıldırdı ve beraberliğe dahi tahammülü olmadığını söyledi.Milan şampiyonluk yarışının kıyısından köşesinden de olsa ortağı ise bunda Abbiati'nin payı yadsınamaz.


Barça'nın en zayıf halkası

Bu gece bir daha gördük ki dünyada savaşlar biter,herkes kardeş olur,ekonomik krizler atlatılır vs. ama bu Barcelona'nın kaleci sorunu düzelmez arkadaş.Özenle mi seçiliyor,gelenek haline mi getirildi anlamadım.Busquest,Baia,Hesp,Dutruel,Enke,Bonano,Rüştü...Benim gördüklerim bunlar.Kaleci transferinde sıfır isabet.Bu saydıklarım 1 numaralardı.12 numaralarda da durum farksızmış meğer.Jorquera sakatlanınca Celta'dan kiralanan artist Pinto'da yumurtlayan Barça kalecileri arasına adını yazdırdı bu gece.

Valdes de bu takıma yakışmıyor evet,ama şu yukarıdaki isimlerin hepsinden daha başarılı oldu şimdiden.Ve Valdes'i bu arkadaşlardan ayıran en büyük özelliği çocuk yaşta Barça alt yapısından yetişmiş oluşu.Hep yamalanmaya çalışılan mevkiye klübün kendi içinden kalıcı çözüm bulunmuş olması çok önemli.

Ayrıca yine Barça alt yapısında oynayan Olazabal Paredes adında çok yetenekli bir kaleci daha var.Son 15 yılda kaleci transferinde 7de 0 yapmış olan Barça bence alt yapıdan kaleci çıkartmaya oynatmaya devam etmeli.Valdes'in arkasına sağdan soldan kiralama kaleciler değil yine klübün kendi bünyesinden genç kaleciler monte edilmeli.

Bu yazıyı yazmama sebep olan yazıyı yazan Tardini Büfe yazarı abimize de teşekkür ederim ayırca."Ben nası kaçırdım lan bunu" etkisi yaptı yazdığı Pinto yazısı bende.

29 Ocak 2009 Perşembe

Transfer Haberleri 4


Bu bloga yazdığım ilk futbol yazısının konusu olan Azeri kaleci Kamran Agaev FC Köln tarafından izleniyormuş.Azerbaycan milli takımını çalıştıran Berti Vogts tarafından Christoph Daum'a önerilmiş.

Palermo ve İtalya milli takımı kalecisi Amelia ile Manchester City ilgileniyormuş.Manchester City kalesi için Shay Given ve Tottenham'a giden Cudicini söylentileri vardı.

Bonservisi Milan'da bulunan Fiorentina'nın yedek kalecisi Storari için Chelsea transfer teklifinde bulunmuş.12 numara Cudicini'nin ayrılmasının ardından bu mevkiye tecrübeli bir isim arayan Chelsea 32 yaşındaki Storari ile anlaşmak üzereymiş.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Van Der Sar rekoru kırdı

Dün geceki WBA maçında da gol yemeyen veteran kaleci Van Der Sar,Premier Lig'de en uzun süre gol yememe rekorunu elinde bulunduran Petr Cech'i 7 dakika geçerek adını lig tarihine yazdırdı.1032 dakika yani 11 maçtır gol yemeyen Van Der Sar hem kendi formu hemde takımının formu bu seviyede devam ettikçe rekorunu büyütecek gibi görünüyor.

Bu arada ülkemizde artık "tırt" bir kurum olarak görülen IFFHS "En uzun süre gol yemeyen kaleciler"in bir listesini çıkarmış; Trabzonspor'un eski kalecisi ve antrenörü Şenol Güneş ve Bursaspor'un Bulgar kalecisi Ivankov listede yer alan tanıdık isimler.İşte o liste;

1-''Mazaropi'' Vasco da Gama Brezilya 1816 dk
2-Thabet El-Batal National Mısır 1442 dk
3-Dany Verlinden Club Brugge Belçika 1390 dk
4-J.Maria Buljubasich Universidad Arjantin 1352 dk
5-Thabet El-Batal National Mısır 1325 dk
6-Essam El-Hadari National Mısır 1288 dk
7-Abel Resino Gomez Atletico Madrid İspanya 1275 dk
8-Gaetan Huard Bordeaux Fransa 1266 dk
9-A.D.Quagliano ''Zetti'' Palmeiras Brezilya 1242 dk
10-Marios Praxitelous Omonia Kıbrıs R.K. 1221 dk
11-Vitor M. M. Baia Porto Portekiz 1191 dk
12-Dimitar Ivankov Levski Sofya Bulgaristan 1190 dk
13-Ibrahim Mujkic Buducnost Bosna-Hersek 1156 dk
14-Denis Romanenco Zimbru Moldova 1154 dk
15-Ikrami El-Shahhat National Mısır 1133 dk
16-Yury Bannikov Dinamo Kiev Eski SSCB 1127 dk
17-Şenol Güneş Trabzonspor Türkiye 1110 dk
18-Marius Poskus Inkaras-Grifas Litvanya 1109 dk
19-Nizami Sadigov Turan Azerbaycan 1106 dk
20-Fanos Stylianou Anorthosis Kıbrıs R.K. 1105 dk
Görüldüğü üzere İtalya,İngiltere gibi üst düzey liglerde bu tarz bir seri yakalamak mümkün olmamış,sadece İspanya'da 90ların başlarında Abel Resino Gomez böyle bir başarı yakalamış o da listede 7.olabilmiş.Van Der Sar şu listede ilk 3'e girerse o zaman hakikaten efsane olur.

27 Ocak 2009 Salı

Paloschi

Öğrenci evi televizyonunda San Marino ligi maçı bile olsa burun kıvırılmaz,heyecanla izlenir herkez bi takım tutup destekler.Zamanı televizyon başında maç izleyerek öldürmenin verdiği hazzı başka hiç bir aksiyon veremez.

Yine böyle bi günde saat 16.00 civarı yoğun ısrarlara dayanamayarak uyanıyorum,hemen salona gidip kanepeye uzanma isteği doğuyor içimde.G.tü kanepeye devirip,televizyona bakıyorum.Ekranda yeşili görünce ayılıyorum; Aha televizyonda maç var! Ben şaşkınım ama maçı anlatan spiker daha da şaşkın.Resmen yırtınıyor herif; Palosçiiii Palosçiiii... "Palosçi kim ulan,Milan yine yedi galiba" diyip yeni doğmuş kedi gibi kapalı olan gözleri bi gayretle açıyorum golün tekrarını kaçırmamak için.Yooo golü Milan atmış,iyi olmuş da Palosçi kim.Görüyorum sonradan, Paloschi diye yazılıyormuş ismi.Bildiğin çocuk,17 yaşında.Girdiği gibi atmış golü."Afferin lan" diyip maçı izlemeye devam ediyorum.

Bu anlattıklarım geçen yıl bu zamanlar oldu.O ara bir Paloschi bir Balotelli vardı akıllarda."Kanka bu çocuklar çok iyi olucak bi Toni bi Inzaghi bi ... başka kim vardı lan" diyip italyan forvet örneklerini çoğaltmak istiyoruz,olmuyor.Biraz düşündükten sonra Iaquinta ve Gilardino isimleri geliyor aklımıza ama tatmin etmiyorlar bizi,silik kalıyorlar biraz.Adettendir Arjantin'de bir genç parlayınca Yeni Maradona ön adı ile pakete konur etiketlenir satışa hazır hale gelir.Ama mevzubahis arkadaş yani Paloschi italyan.İtalyan bir veterana benzetesimiz geliyor,yapamıyoruz.Atlıyor ordan biri;"Abi zaten bu italyanlardan forvet çıkmıyo adam gibi"

İtayadan forvet çıkıyor elbet,hemde bolca çıkıyor ya biz tembeliz.O 55 ekran televizyonda gördüklerimiz bize fazla geliyor,araştırmıyoruz."Ulan bi tek bu çakma italyan Balotelli ile Paloschi mi var genç yetenek olaraktan" diye sorma gereği duymuyoruz kendimize.

Paloschi vak'ası üzerinden 1 yıl geçti.Nerde ne yapar ne eder bu çocuk diye merak edip Paloschi ile ilgili haberleri araştırıyordum dün.Parma'ya kiralanmış bizimki.Hakkındaki haberleri takip ederken.Bi yazı denk geldi "İtalya'nın geleceği parlak" başlığı altında.Bir dolu genç yıldız adayının adı sıralanmış.Giuseppe Rossi,Pazzini,Robert Acquafresca,Sebastian Giovinco,Nicola Pozzi..Hepsi de hücumcu ulan bunların! İtalya milli takımında 10 yıl içinde oynaması ön görülen yıldızlardan bahsedilmiş.Bu arkadaşların yanına CM 01-02'den beri Lazio alt yapısında bulunan De Silvestri ve Juve'den Chiellini'yi de defans oyuncuları olarak ekleyip geleceğin 11'ini kurma girişiminde bulunmuşlar.Gerçi saydıkları yıldızlar arasında tek bir kaleci bile yok ama konumuz bu değil.

Yıllar yılı defansif özelliğini övdüğümüz,"golü atarlar yatarlar,kralı gelse açamaz" dediğimiz,"katenaçyo"cu italyanların gelecek 10 yılı bu arkadaşların elinde imiş.Kaydadeğer bulunan sadece 2 tane savunma oyuncusu.Diğerleri AMC ya FC.Zaman zaman lanet ettiğim,bok attığım defansif futbola ve temsilcilerine şimdi üzülüyorum.Cannavarolu,Materazzili,Nestalı,Gattusolu,Zambrottalı Altın Jenerasyon'un ardından bu ofansif çocuklar nası bi jenerasyon olacaklar merak ediyorum.

El Pato geri döndü

Boca Juniors'da sezon başından beri süren kaleci krizi şampiyonun belli olacağı Tigre maçında tavan yapmıştı.Javier Garcia'nın yerine tecrübeli bir kaleci arayan Boca eski kalecilerinden Cordoba,Carini,Villar ve Abbondanzieri'den birini kaleye geçirme telaşındaydı.Ve bu listede Boca taraftarının belki de en sevdiği isim olan Abbondanzieri ile anlaşıldı.

33 yaşında Avrupa'a sevdasına tutulan Abbondanzieri'nin macera aradığı çok belliydi.Zira hem yaşı Avrupa'da hemde La Liga gibi üst düzey bir ligde futbol oynamaya müsait değildi, hemde Güney Amerikalı kalecilerin piyasası pek yoktu.2buçuk sezonunu Getafe'de geçirip evine geri döndü.

"Delio Rossi akıllı olsun!.."

Cagliari maçında yenen 4 gol kaçan 2 penaltı ve onlarca gol bizimkilerin sabrını taşırmış.İdmanı basmışlar.Antreman sahasının kenarından futbolculara bağıran küfreden taraftarlar yüzünden Rossi antremanı yarıda bırakmış ve taraftara; "Haklısınız ama şimdi onlara destek vermeniz gerekir" şeklinde bağlama çekmeye çalışmış.Sezona bi gazla girip ben dahil herkesi asgarisinden ilk 3 hevesine sokan takımın bir anda tepetaklak oluşu Lazio taraftarının gözünü döndürmüş olsa gerek Rossi'yi dinlemeyip oyunculara sataşmaya devam etmişler.Bunun üzerine Rossi anteremanı sona erdirip oyuncuları soyunma odasına yollamış.Özellikle Kolarov'a fena giydirmiş taraftar.

Bence Kolarov'a değil de direkt Rossi'ye sövseler biraz haklı olurlarmış.Bi takım bu kadar tırsak oynatılmaz be kardeşim.Cagliari maçında bile öne geçtikten sonra yaslanılmaz ki!

Ajansspor.com da bu haberi şu ilginç fotografla beraber yayınlamış.Başka fotograf yok muydu be kardeşim;
Şekil 1.A; Laziolu reisler idman basmaya giderken

Sanırsın idmanı bu abiler basmış.Temiz 15 senesi var bu fotografın.Arşive atalım.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Yaş 35

Cudicini Tottenham'da.Redknapp ne kadar yalanlasa da herkes Tottenham'ın Cudicini ile ilgilendiğini biliyordu.Düne kadar hem Tottenham klübünün hem Carlo Cudicini'nin yalanladığı transfer bu gün gerçekleşti.Bu transferin ardından Gomes'in de PSV'ye geri dönmesine kesin gözü ile bakılıyor.

Aslında sıradan bir transfer haberi Cudicini trasnferi,ama dikkatimi çeken nokta 35 yaş üstü kalecilerin haddinden fazla değer kazanması,"gel kurtar bizi" nidaları ile kaleye geçirilmesi.41 yaşında Fontana,Parma'dan transfer teklifi alıyor,37 yaşında Cesar Sanchez Valencia'nın kalesine geçmek üzere,35 yaşında 4 sezon klübede beklemiş Carlo Cudicini Tottenham gibi Premier Lig'in kalburüstü takımlarından birine 1 numara oluyor,39 yaşındaki Bucci futbolu bırakıyor ardından geri dönüp Roma yahut Fiorentina gibi hem Serie A hem de Avrupa'da yarışan takımlardan biri ile anlaşacağını söylüyor.Bi anormallik yok mu?
Genç futbolcu tanımının artık 16-21 yaş aralığına tekabül ettiği,takımların yaş ortalamalarının sezondan sezona düştüğü bi dönemde sadece bir mevki de bu kadar fazla yaşlı futbolcu trafiğinin yaşanması enteresan.Bakıyorsunuz genç stoperler var,genç ortasahalar istemediğiniz kadar,genç golcü de çok ve bu gençler için öyle paralar dönüyor ki piyasada,akıllara ziyan.Gelgelelim genç kaleci çıkmıyor,çıkanların bir çoğu harcanıyor,parlayanların da değeri yok.8 yıldır dünyanın en pahalı kalecisi ünvanı hala Buffon'da.Yani tam 8 yıldır bonservis bedeli olarak bu ayarda bir kaleci transferi gerçekleşmemiş.Yani zaten yetişme süresince kale mevkiine hiç bir yatırım yapılmadığı gibi profesyonel ekiplerde de bu mevki için transfer bütçesi ayrılmamış.Potansiyeli olan gençlere yeterli şans verilmemiş.Yetiştirdikleri kalecileri ile ünlü Almanya'da ve İtalya'da 10-15 yıldır hep aynı isimler konuşuluyor.Almanya'da 40 yaşında Oliver Kahn bırakıyor yerine 37 yaşında Lehmann geliyor,İtalya'da "Buffon sakatlanınca kaleye kim geçecek?" herkes afallıyor.Inter,Roma,Lazio,Milan gibi yıllar yılı kaleci yetiştiren klüpler kalelerini "Bunlardan her türlü topçu çıkıyo da kaleci çıkmıyo be abi" dediğimiz Güney Amerika'nın forvetten bozma kalecilerine emanet ediyorlar.İngiltere'de de durum farklı değil Man.Utd'ın kalesinde hala 90 model kaleci Van Der Sar var.Milli takımın kalesi Robinson'un yerine hala 39 yaşında David James düşünülüyor.
Avrupa futbolunda her gün 100 milyon euroluk transferler konuşuladursun,90 model kalecilerin nesli yavaştan tükeniyor.Gün gelecek büyük klüpler o astronomik rakamlara transfer edilen yıldızların arkasına koyacak 35 yaşında bir Cudicini,39 yaşında bir Bucci,41 yaşında bir Fontana dahi bulamayacaklar.

25 Ocak 2009 Pazar

Volkan vs. Sylva

Deli gibi yağmur yağıyor,aşırı rüzgar var burada 2 gündür.Peder bey "Boşver lan Fenerli misin sanki otur bu havada b.k yeme" dedi.Ama yine dayanamadım,gidip seyredeyim dedim.Hem dün Sivas-Galatasaray maçını seyredip arkasından bloga yazı da yazmışım o maçla ilgili,şimdi bu maçı izlemesem vicdanen rahat olamam,içim içimi yer,hem belli mi olur belki spikerlerin tabiri ile "son yılların en çok konuşulacak maçlarından biri" olur,sonra izlemediğimize yanarız diye düşündüm.

Dün De Sanctis bugün de Volkan ve Sylva kısa kollu formalarla çıkmışlar sahaya.Dikkatimi çekti.Biz kapalı mekanda bile donuyoruz adamlar buz gibi havada kısa kollu formayla atlıyo zıplıyo.Daha önceki (80ler 90lar) yıllarda kalecilerin kısa kollu forma ile oynadığına rastlamıyorduk hiç,Casillas önderliğinde türedi bu kısa kollu formalı kaleciler.Neyse geçelim formayı. Maçtan önce çok gol olur beklentisi içindeydim bende bir çokları gibi.Biradan bi fırt çekip bi tane tuzlu fıstığı ağzımıza yuvarlayana kadar Umut Volkan'la karşı karşıya kalmış bile.Umut yapması gerekeni yapıp topu Volkan'ın üzerinden kaleye doğru gönderdi,fakat Volkan müthiş bir zamanlama ile geriye doğru planjon yaparak topa dokundu.Ardından yine savunmanın arkasına atılan bir topu ceza sahası dışına çıkıp kafası ile uzaklaştırdı.Guiza'nın ilk defa adam eksilterek dripling yaptığına şahit oldum.Drip iyiydi de vuruş basit olunca Sylva ayakları ile topu uzaklaştırdı.Tüm bunlar olurken dakika henüz 8 idi.Skoru 1-2 yapmaya yetecek kadar pozisyon olmuş ama kaleciler geçit vermemişti."İlla ki gol olur,bende takarım kulbu ona yüklenirim" diye düşünüyodum.Olmadı.Özellikle Volkan sıfır hata ile oynadı.Gökhan Ünal ile Isaac ile karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda gol izni vermedi.Gerçi bu maç adına Volkan Demirel'in formundan çok Trabzonspor'un Fenerbahçe karşısında hemde Kadıköy'de bu kadar fazla pozisyona girmesi beni şaşırttı.Sylva'da Trabzonlu yöneticilerin o kadar uğraşına o kadar beklemeye değecek kalitede bir kaleci imiş.Açıkçası 2002 Dünya Kupasından bu yana 90 dk. seyretmemiştim Sylva'yı ve ne düzeyde bir kaleci olduğunu bilmiyordum.Trabzonspor'un şampiyonluk hedefine uygun ayarda bir kaleci transfer edilmiş.Maçın başında Guiza ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda ve 90+2de R.Carlos'un sert şutunda başarılı olarak takımının kaza kurşununa kurban gitmesini önledi.Sadece bir kaç pozisyonda kalesini gereksiz boşalttığını gördüm.Ama genel olarak o da temiz bi maç çıkarttı.

Golsüz geçen maçların bir çoğunda olduğu gibi yine "maçın adamı" ünvanı kalecilerden birine layık görüldü,bu maçın kahramanı kime sorarsanız sorun Volkan Demirel'dir.

Kısa kısa...

-PSV eski kalecisi Gomes için Tottenham'a 5 milyon pound teklif etti.PSV Gomes'i geçen yazın başında 8 milyon pounda satmıştı.Aynı zamanda takımın 2.kalecisi İspanyol Cesar ile de Valencia ilgileniyor.

-Carlo Cudicini şu ana kadar hiç bir takım ile anlaşmadığını açıkladı.Tottenham menajeri Redknapp'da Cudicini ile görüştüklerini yalanladı ve başka kaleciler ile ilgilendiklerini açıkladı.35 yaşındaki Cudicini'nin sezon sonunda Chelsea ile olan sözleşmesi sona erecek.

-Buffon geri döndü.Hemde ne dönüş.Fiorentina'yı 1-0 yendikleri maçın kahramanı oldu adeta.Maçın başında ve sonunda Jovetic'in 2 gol girişimini bloke ederek takımının galip gelmesini sağladı.

-Fiorentina'nın 1 numarası Frey yılın kalecisi ödülünü en az Buffon kadar kendisinin de hakettiğini,gelecek yılki hedefinin bu ödülü almak olacağını açıkladı.

-Getafe Abbondanzieri'nin Boca Juniors ile anlaşması ihtimalini göz önüne alarak Sporting Lizbon'un yedek kalecisi Vladimir Stojkovic'i kiraladı.25 yaşındaki Stojkovic aynı zamanda Sırp milli takımının da kalesini koruyor.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Petkovic vs. De Sanctis

Aslında derbi maçlar dışında pek Süper Lig maçı seyretme alışkanlığım yoktur,ama Bu maçın sonucu hem lig şampiyonluğuna tesir edecek bir maç olması hemde De Sanctis'in nasıl oynayacağını merak ettiğimden üşenmedim gittim maçı seyrettim.

Ligin tabir caiz ise raconunu en iyi bilen 2-3 kalecisinden biri olan Petkovic ile kariyeri boyunca İtalya ve İspanya gibi hem sıcak hemde stadlarında zeminlerin kaliteli olduğu liglerde oynamış,bu tarz zemine,atmosferlere yabancı ve ligin acemisi sayılabilecek olan De Sanctis'in oyunlarını gözlemledim.
Maçın ilk 45 dakikasında sahada forması en az ıslanan 2 futbolcu 2 kaleciydi sanırım.Ama Galatasaray'ın oyunu rakip yarı sahasında oynuyor oluşu ve Sivasspor'un şansını sadece kontralarla aradığı bi durumda topla daha fazla buluşan kaleci Petkovic idi.İlk yarıda gözüme çarpan bi durum da De Sanctis'in yine topu ayakla oyuna sokmada yaşadığı zorluk oldu.Bu adam topu oyuna sokarken canından can,ömründen ömür gidiyor resmen.Kale vuruşları da dahil oyuna soktuğu topların bir çoğunu rakibe teslim etti.

Bunun aksine Petkovic çok akıllıca topu hep uzun oynadı.Tek pas yapmanın çok zor olduğu bu zeminde Mohammed ve Tum'u uzun toplarla bir kaç kez buluşturmayı başardı.

Soğuk hava,buzlu ve bozuk zeminde maçlarda dikkat ederim.Topla daha az muattab olan,kalesinde daha az pozisyon gören kaleciler kalelerine gelen ilk ciddi şutta ya çok zorlanarak topu bloke ediyorlar yada gol yiyorlar.Yine öyle oldu.10 kişi kalmanın sıkıntısını yaşayan Galatasaray az adamla yakalandı,Abdurrahman enteresan bi şut attı ve top direk dibine gitti.O ana kadar tek bir şutla karşı karşıya kalmamış olan De Sanctis topu ağlarında gördü.Direk dibine giden toplar elbette zor toplar fakat kurtarılmayacak derecede sert ve hızlı bir şut değildi.

Ayrıca belli ki De Sanctis ne Mehmet Yıldız'ın ne kadar takipçi ne kadar güçlü olduğunu nede Balili'nin ne kadar süratli olduğunu bilmiyor.Mehmet Yıldız'ın takip ettiği bir uzun topta Emre Aşık ile kombine bir hata yapıp az kalsın 3.golü de armağan ediyordu Sivas'a.
Petkovic ise sanırım 3 büyüklere karşı en rahat maçını oynadı.Kalesinde 2 yan top (2si de Emre Aşık'a ait) haricinde ciddi bir tehlike yaşamadı.Gerçi Arda,Barış ve Ayhan'ın kaleye şut çekmemek için direnmeleri de bunda etkili oldu bence.

Bu iki kaleciyi kupa maçlarında 2 kez daha seyredeceğiz.Bakalım İstanbulda düzgün bir zeminde ve Sivas'a nazaran daha sıcak bir havada nasıl oynayacaklar.